İktidar Tüccar Bir Zihniyete mi Teslim Edilmek İsteniyor?
Amerika tüccar siyaset anlayışına teslim edilmiş olabilir. Türk ulusu aynı yöntemle yönetilemez. Kanlı soygun geçmişe sahip burjuvazinin ömrü Anadolu'da bitmiştir. Kozmik devrim bunu yaşatacak. Bu sonu da yaşamak için harekete geçtiler. Cumhurbaşkanı o kadar çaresiz ki Kürtler Türklerin doğal düşmanıdır diyen ve bizi ırkçı ve mezhepçi politikalar ile bölmek istediğini Osmanlı millet sistemi ile öneren aleni düşmanca politikalar üretmeye kalkan, Filistin soykırımı yapan terör yapısının ulus devlet istemiyor talebini dillendiren bir temsilcisine nota verip uyararak sınır dışı etmek yerine bu tüccar zihniyet ile görüşmek için araya aracılar koyarak alay konusu durumlar yaşatılıyor. Batı medyası Amerika'nın tüccar başkanı ile görüşmek için yalvarıyor araya aracılar koyuyorlar diye yayınlar yapmaya başladı. Zelensky durumuna düşmek gibi bir çabayı gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Bu niyete hizmet adına devletin içinde paralel bir yapı var diyen, komünizm ile mücadele siyaseti geçmişi olduğunu unutarak Rusya ve Çin ile askeri bir savunma ittifakı öneren, algı değiştirmek için fanatizmi kullanan ve bir başarı elde edemeyen bilderberg cemaati adına ülkemizde her mahallede bir milyoner adı altında beslenen, büyütülen ve tehdide dönüşen sermayeyi siyasete mi davet ederek iktidar yapmak istiyorlar. Bu uyarıyı bugünden yapıyorum ki yarın ki gayretlerin önü kesilsin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir ayrıcalıklı sınıfın babasının çiftliği değildir. 21 Ocak 2016 tarihinden sonra ilk öğretim okullarında milli üretim ekonomisinin kurucususu her mahallede bir milyoner holdingdir diye çocuklara ders verdirenleri unutmadık. 27 Mayıs ve sonraki her kanlı soygun darbenin içinde ve özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 24 ocak kararları gereği özelleştirme talanı gereği
1000Kitap
13 yılda 13 seçim kaybeden Kılıçdaroğlu
2010-2023 arası 13 yıl CHP genel başkanlığı yapan Kemal Kılıçdaroğlu'nun "siyasi başarısına" bi bakalım. 2010 yılında Kemal Kılıçdaroğlu CHP genel başkanı oldu. Bir kaset kumpasıyla silivriye gönderilimeyen dönemin CHP genel başkanı Deniz Baykal evine gönderildi. Milli mücadele döneminde savaş koşullarında bile kravatsız katılmayan kuvvai milliyeciler varken, CHP tarihinde kurultaya kravatsız katılan ilk genel başkan K. Kılıçdaroğlu oldu. Bu garip olayı soranlara cevabı şuydu; "kendimi halka yakın hissetiğim için kravat takmadım. Ben halkçı Kemal'im" dedi. Demek ki kravat takmak halk karşıtlığıymış bu mantığa göre. 2010 kurultayında tarihte ilk kez "Yeni CHP" terimini kullanan K. Kılıçdaroğlu CHP'nin paradikmalarının değiştiği'nin işaretini veriyordu. TESEV üyesi olan K. Kılıçdaroğlu 2009 da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı adayı oldu ve kaybedince şunu dedi; "bizim başarısızlığımız olarak yorumlanmamalı." O zaman kimin di başarısızlık? Kılıçdaroğlu, 2010 referandumu oldu seçmen olarak ikametgahını İstanbul'dan Ankara'ya almayı unuttuğu için oy kullanamadı ve tarihte kendisine oy kullanamayan ilk kişi olmayı başardı. Bu olay kendisine sorulunca şunları dedi; "ben İstanbul'a kayıtlı olduğumu sanıyordum talihsizlik oldu. Herşeye rağmen olumlu sonuç aldık. AKP çöküyor" diyerek herkesin aklıyla alay etti. 2011 genel seçimi öncesi "yüzde otuzun altında alırsam çeker giderim" dedi ve yüzde 26 aldı. Gidecekmisin diye soranlara "12 Eylül'den bu yana tarihimizin en başarılı dönemindeyiz. Yeni oydaşlar kazandık. AKP iyice eriyor, bir sonraki seçimde kesin iktidarız" cevabını verdi. Bu sefer de 2014 yerel seçimi oldu. Tabi bu arada Atatürkçüleri ihraç ederken, onların yerine cemaatçileri, liboşları, etnik milliyetçileri, özerkçileri kısacası 2. cumhuriyetçileri aday

K491

@K491
·
CHP, bölücü ve 2.cumhuriyetçiler'in işgali altında
Neden iktidar olamaz? Çünkü: Kurultayda Genel Başkan'ın "anahtar liste" ile bu arkadaşlara oy verin demesine rağmen 1218 delegenin yarısının bile oyunu almayan kişilerin her şeye karar verdiği bir parti, AKP karşısında hiçbir umuda karşılık veremez. Delegeye kendini zor seçtiren kişilerin masa başına oturup genel merkezde ülkeyi kurtaracak kadroları kalemle yazdığıni bir parti düşünebiliyor musunuz? Diğer bir iktidara engel skandal ise eski Genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu konuşmaları tam anlamıyla bir ihanet belgesidir. CHP'nin kurucusu Atatürk'e, onun önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimlerine, ülkemizin kurucu ideolojisine, Türk kimliğine ve Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne düşmanlık yapmıştır. Çıkarlar için bunu görmezden gelmek ihanet olur. "Dersimli Kemal" söylemi bu ihanetin doğruluğudur. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu, Aydınlanma Devrimleri ile barışık bir Tuncelili değil, bu devrimlere karşı travmalı ve feodalizimin temsilcisi Seyit Rıza aşkıyla yanıp tutuşan bir Dersimlidir. Atatürk'e "Kefere Kemal " diyen ve mikro Laz milliyetçiliği yapan Bekâroğlu'nu partiye ve PM'ye Kemal Kılıçdaroğlu taşımıştır. "Statükocu ve ırkçılığa dayalı Atatürk Milliyetçiliğine son vermek ve kardeş halkların özgürce yaşadığı bir Türkiye için CHP" söylemleri içinde olan namı diğer TR-705 kod adlı Sezgin Tanrıkulu'nu partinin yetkili makamlarına KK getirmiştir. Açılımlarda AKP'yi yavaş bulan ve bu yüzden anlaşmazlığa düşen Murat Özçelik partiye PM'ye KK sokmuştur. KK yönetiminde YCHP haline gelen CHP artık Soroscuların, Tesevcilerin, açılımcıların, bölücülerin, Cemaatçilerin, 2. Cumhuriyetçilerin ve işbirlikçilerin yuvası haline gelmiştir. CHP'nin önünde bugün sadece iki "onurlu" seçenek var. Ya "Atatürk'ü aşma" savında olanları aşacak!.. Ya da adını ve bayrağını
Atatürk
Reklam
Önder KARAÇAY Yazıları
⚡ Aşırı Büyümüş Sermaye Milli Güvenlik Sorunudur İsmini yazmaya gerek görmediğim bir holding sahibi özelleştirme talanı bittikten sonra diyor ki; ✓Artık devlet yok, şirketler var. Ne demek bu? Yurttaşlık bitti, yerine şirketlere müşteri olmayı koyduk demektir. Biz ne üretir, ne ithal eder, ne satarsak ve kaça satarsak o fiyattan alacaksınız demektir. Kimdir bunlar? Her mahallede bir milyoner üreteceğiz zihniyetinin ürünleri değil misiniz? Sanayici olacaklardı. Üretecek, ihracat gelirlerimiz artacak, istihdam ile toplumun refah seviyesi yükselecekti. Sadece sizin uşağınız olanların refahı arttı. Bugün ithalatçı, komisyoncu ve perakendeci olarak bizi aleni tehdit etmeye başladılar. Emeğin alın teri birikmiş sermaye sayesinde limon, küvet, kamera, cep telefonu satmaya başlayarak esnafı bitirdiler. Darbeci Kenan Evren'e mektup yazarak taleplerini ileten ve darbeye destek veren işbirlikçi olarak tarihe geçtiniz. Neden zengin olmalarının yolu açıldı? Sözde üretecek, istihdama ve ihracat ile ülkenin kalkınmasına destek vereceklerdi. Bunlar ne yaptı?
Türkiye’yi Mason Çeteler Yönetiyor! Petrol Yasası, özelleştirme, toprak satışı gibi ülke için hayati önem taşıyan konularda çarpıcı açıklamalar yaptı. Altındal, “Türkiye’nin yabancılara peşkeş çekilmesinin arkasında mason kökenli işbirlikçiler var” dedi. Araştırmacı yazar Aytunç Altındal,Yüksel Mutlu’nun sorularını cevaplayan Altındal, Türkiye’nin yabancılara peşkeş çekilmesinin arkasında mason kökenli işbirlikçilerin olduğunu söyledi. Altındal, Masonların Türkiye’yi bölmek ve parçalamak için son zamanlarda yükselmekte olan Atatürk sevgisi ve Atatürk milliyetçiliğini küstahça hedef aldıklarını kaydetti. Son zamanlarda hızla çıkarılan yasaların altında yatan gerçek nedir? Türkiye’de yasalar birilerinin yönlendirmesi ve talepleriyle çıkarılmaktadır. Ancak bir gerçek vardır ki o da asla gözardı edilmemelidir. Türkiye’de özellikle 20. yüzyılın başından bu yana Batı işbirlikçisi olan kişilerin neredeyse tamamına yakını masondur. Bu bir rastlantı olamaz. Bugünkü özelleştirme, petrol yasası , toprak satışları, maden arama ruhsatları hep TÜSİAD ve TESEV çevresinde sayıları bir hayli fazla olan bu işbirlikçi çevreler tarafından gerçekleştirilmektedir. İslamcı olduğunu söyleyen ve İslam dinini savunduğunu söyleyen AKP iktidarı da kimbilir kaç Mason danışmandan görüş alır? Özellikle kültür, sanat, edebiyat başta olmak üzere Türkiye’de bu masonik çevre bir çete gibi Türkiye’yi yönetmektedir. Geçtiğimiz gün Atatürk’le ilgili bir açıklama yapan Masonlar, “Mustafa Kemal’in Mason olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor” dedi. Bunun amacı neydi? Milli duyguların yükselmeye başladığı bir dönemde, mason locaları hedef şaşırtmak ve kafa karıştırmak için özellikle bu tür açıklamalar yaparlar. Hiç kimse de bunlara kanmamalı ve söylediklerini de tartışma konusu yapmamalıdır. Atatürk adı
Vahşet şölenlerinde okur olmak
Toplumsal belleğimiz bir zamandır gınayı aşan tekrarlamalarla pek çok yeni söz öbeğine maruz kalmakta. Önü arkası kesilmez hengâmeler arasında savruluyoruz. İdeolojisi ne olursa olsun hatta olsun olmasın, adımlarımıza dayanak toprak kesitine paydaş herkesin şu zamanlarda ortak hisleri; korku, dehşet ve hayret. Büyük bir yüzdemiz, insani olanı bürokrasiyle bürokratik olanı insaniyetle çarpıyor, bölüyor, topluyor, çıkarıyor. Elde ettiğimiz sonuç sıfır arkası virgüle değiyorsa, sorunlarımız Pisagor’a kadar uzanıyor demektir. Alâeddin Şenel, eşine az rastlanır zihin zoru çalışması İnsanlık Tarihi’nin giriş epigrafıyla belki de öğretim hayatının en büyük dersini veriyor bizlere: “Aynı koşullar içinde bulunsaydım ben de aynı konumda bulunabilir, benzeri şeyleri yapabilirdim” demeyen, ne kendini ne başkalarını anlamıştır ne de insanlık tarihini anlayabilir. Okuduğum ilk anda benliğime nakşettiğim bu satırların bilinciyle yaşamaya çalışıyorum yıllardır. Evet, insanlığı anlamak için hayat çok kısa ve toplumsal değişimler çok geniş zamansal ölçeklere yayılıyor. Ancak artık insanlığı anlama hevesi şöyle dursun bu çok konuşkan kaos içinde birey kalabilmek bile ayrı bir ömür yığını gayret gerektiriyor. Bu çok konuşkan kaosa yeni bir tanımlamayla katkıda bulunmayı hiç istemememe rağmen duramıyorum. Vahşet şölenlerinin ortasındayız. Hiç tanış olmadığımız bir uzak coğrafya insanını, söz gelimi ilkel bir kabile mensubunu tutup buralara getirsek neredeyse eminim ki o da halimizi bu şekilde tanımlardı. Belki yüzölçümlerine eşit yüzdelerde dağılmıyor, belki konumlar ve yöntemler değişiyor,ancak ölüm kültürünün yarattığı coşku katlanarak artıyor toprağımızda. İnsan öldürüyor ve kutluyoruz. Ölüyor ve kutluyoruz. Peki her şeyi bir kenara bırakmak. Yüzlerce yıl öncesinin bir esnafı