sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum,
ikisinden birden gidemediğim ve yoldaki
tek yolcu olduğum için üzgün, uzun uzun
baktım görene kadar birinci yolun
otlar çalılar arasında kıvrıldığı yeri;
sonra öbürüne gittim, o kadar iyiydi o da,
ve belki çimenlik olduğu, aşınmak istediğinden
gidilmeye daha çok hakkı vardı; oysa
ordan gelip geçenler iki yolu da
eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen
ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi
hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde,
ah, başka bir güne sakladım yolların ilkini!
ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini,
merak ettim geri gelecek miyim diye.
iç geçirerek anlatacağım bunu ben,
nice yaşlar nice çağlar sonra bir yerde:
bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.
Robert Frost
Edebiyatta dışavurumculuk akımı insanın iç dünyasının derinliğini, çevresindeki olup biten nesnelerin veya durumların özünü irdeler. Tüm bunlar yazarların subjektif süzgeçlerinden geçer ve içselleştirerek yazdıkları iç gözlemlemeleri bizlere sunarlar. İşin esası öze inmek olduğundan aklın kontrolünde olmamayı benimserler, yani pek de rasyonallik aranmamalıdır. Bu yüzden bu öykü kitabını okurken aklınız bir parça karışabilir. Benim de karışmadı değil. En çok etkilendiğim "Bir Çocuğun Kahramanlığı" ve "Bacak Muhabbeti" başlıklı öyküler oldu. Alışılmışın dışında bir şeyler okumak isteyenler için tavsiye ediyorum. Beğendim.