IRKÇILIK-TURANCILIK DAVASI DOLAYISIYLA
Bu kitap, 1944 yılında, İstanbul'da Bir Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi'nde görülen utanç yüklü bir davanın özeti gibidir.
Bazı vatansever kişiler, 1944 yılında suç işledikleri, suçlu oldukları için değil; Türk oldukları, Türkçülük idealine aşkla bağlandıkları için büyük zulümlerden, işkencelerden geçtiler. Türkçülük, Türk milletini sevmek
ve onu yükseltmektir.
1944 yılında, hem de bir askerî mahkemede oynanan oyuna “Irkçılık-Turancılık Davası” dediler. O dava ile Sovyetler Birliği'ne şirin gözükmek istediler. Ben de o davada yapılan sorguları ve savunmaları aynı isimle kitaplaştırıyorum: Irkçılık-Turancılık Davasında Sorgular - Savunmalar.
Yalnız, hatırlatmak istediğim bir husus var: Bu kitapta, o dava dolayısıyla yapılan sorguların ve savunmaların hepsi yok. Niçin yok? Çünkü bana verilen dosyada yalnız bu sorgular ve savunmalar vardı. Okuyacağınız savunmaları, bana, Nejdet Sancar'ın eşi Reşide Sançar verdi.
Sançarlar, önce Ankara'da oturuyorlardı. Sonra İstanbul'a, Maltepe'deki evlerine taşındılar. Nejdet Sançar, 1975 yılında vefat etti. Ondan on ay sonra da Nihâl Atsız'ı toprağa verdik. Ben, her iki cenaze merasimine, Ankara'dan yola çıkarak katıldım. İstanbul'a her gidişimde, Reşide Sançar ablamızı da ziyaret ediyordum. Bir defasında bana bir dosya uzattı:
-Nejdet, bu dosyayı sana vermemi istemişti, dedi.
Baktım dosyada, 1944 yılında görülen o meşhur davanın sorguları ve savunmaları var. Ama tamam değil! Noksan olanları sorduğumda: “Bizdekiler bu kadar!” cevabını aldım.
Dosyayı alıp Ankara'ya döndüm. Sonra ben, hem gelecek nesillere hem de adalet tarihimize unutulmaz bir ibret belgesi olsun diyerek bu sorguları ve savunmaları bir kitap hâline getirmek istedim. Teslim aldığım dosyada dokuz Türkçünün sorgusu-savunması yoktu.