Daha önce böyle bir kitap okudunuz mu bilmiyorum. Ben benzerini okumuştum. Chuck Palahniuk tadı var kitapta. Yer yer de Louis Ferdinand Celine..
Ruhi Mücerret dedenin müthiş absürt 100 yaş hikayesi.. Evet hikaye absürt, ama böylesi bir hikâyede bulmayı ummayacağınız gerçeklikte duygular, görmeyi beklemeyeceğiniz isabetli tespitlerle, sizi gerçeklikten tamamen koparmıyor.
Bir başka önemli karakter de Civan Kazanova. Hayli ilginç biri Civan (gerçi kitapta ilginç olmayan bir karakter de yok). Bazen fazla sıradan, bazen de olağandışı bir adam oluyor. Kitabı okurken Civan'ın içinden Tyler Durden çıkacak sandım. Bir kaç kere yaklaştı da ama olmadı. Belki de böyle daha iyidir. Çünkü o zaman fazla Fight Clubvari bir kitap olabilirdi. Civan'ın müthiş icat edilmişleri yeniden icat etme hevesi beni çok güldürdü. Bir örnek: "Üzüm yiyen köpeği pekmez s*çana kadar kovalamak" diye bir şey olmasaydı, ben icat ederdim.
Yer yer Yeşilçam tadında ilerleyen hikaye, bazen dev bütçeli bir Hollywood başyapıtına dönüşüyor.
Hayata, insanlara, şişirilmiş reklamlara, puta dönüşmüş ürünlere, çılgınlığa varmış tüketim hastalığına vermiş veriştirmiş Murat Menteş. İyi de yapmış. İnsanların gözünü boyayarak aptallaştıran sistem çok daha fazlasını hakediyor aslında. Hırsızın hiç mi suçu yok? Var tabi. Bize dayatılanı sorgulama zahmetine bile girmeden koyun gibi boyun eğmek insana yakışıyor mu? Sorgulama ve eleştirme hakkımızı başka insanlara, gereksiz ve saçma şeylere yönelterek kendi kendimizi sabote ediyoruz. Aslında böylesi işimize geliyor da, olsun biz yine de sisteme suçu atalım. Yoksa eşref-i mahlukat olarak yaratılan insan, şeytanın vesvesesi olmasa doğru yoldan sapmaz!
Bu kitap bir aşk romanı değil, ama içinde aşk var. Bu kitap bir cinayet romanı değil ama içinde cinayet var. Bu kitap bir