Şurası öylesine aşikar ki, kamuoyunun dikkati ne zaman büyük bir toplumsal yaraya çekilse, hemen bu yarayı örtbas etmek için ahlaksızlığa, kumara ve fuhuşa karşı bir haçlı seferi açılır. Böyle seferlerin sonucunda ne olur peki? Yine kumar artar, meyhaneler ticaretlerini arka kapılarında devam ettirirler, fuhuş en yüksek mertebesine çıkar, muhabbet tellallığı ve oğlancılık alır başını yürür.
Oysa iffet, insan formunun sahte bir utanç ifadesi olarak, doğaya yapay olarak giydirilen bir örtüden başka bir şey değildir. Modern iffet fikri, özellikle de en büyük kurbanı durumundaki kadınla ilintili olarak, duygularımızın okşanıp doğal dürtülerimizin abartılmasına varır ancak. “İffet giysi miktarına göre değişir” ve bundan dolayı Hristiyanlarla püristler, her fırsatta ‘kafirler’e yırtık pırtık elbiseler giydirmeye ve onları iyiliğe, iffete çağırmaya can atmaktadırlar.
Son tahlilde, büyük macera, yani özgürlük - bütün idealistlerin, şairlerin ve sanatçıların gerçek ilham kaynağı olan özgürlük-, uğrunda mücadele etmeye ve yaşamaya değer tek insani maceradır.
Gerçi bu yolun bedeli yüksekti, ama aynı bedeli baştan yeniden ödemem gerekse bunu memnuniyetle yapardım; çünkü bedelini ödemeden, dibini görmeden, hayatın doruklarına hiçbir zaman yeniden tırmanamazsınız.