Geçen gece yatağım ıslanmıştı yine. Annem kızdı.
"Koca herif, utanmıyor musun yatağa işemeye!" diye azarladı beni.
Ama ben işememiştim ki! Hani Miki'li bir külotum var ya. İşte o Miki işemişti. Annem bana iftira
etti, di mi İnci?
Bakalım bu mektup eline geçecek mi? Filiz'le
birlikte yazdık. Sen Filiz'i tanımazsın. Sizin koğuşa
yeni geldi. Kitap okuduğu için getirmişler. Hani kitap okumak güzeldi? Ben buradan çıkınca kitap okursam beni yine getirirler mi? Ben de o zaman kitap okumam. Sen artık hiç kitap okumuyor musun?
Bazen seni çok özlüyorum. Keşke kitap okusa da geri gelse diyorum. Ama o zaman annen üzülür. Sen yine de okuma istersen. Belki ben senin yanına gelirim.
M. Vinteuil, terbiyeyi ve iyiliği öyle bir kuruntu noktasına vardırırdı ki, daima kendini başkalarının yerine koyar, kendi istekleri doğrultusunda hareket
ederse, hatta bu isteklerini gösterirse, onları sıkmaktan, bencillik etmiş olmaktan korkardı.