Tolstoy’un kilise tarafından afaroz edilmesine vesile olmuş olan, ceza hukuku ve Rus aristokrasisinin sertçe eleştirildiği ve halkın din hassasiyetini Tanrı ile sömüren dinsiz papazların hicvedildiği inanılmaz bir yapıt. Kilisenin gösteriş yapmak ve fakirlikten kırılan halktan para toplamak, pislik ve sefalet içinde geçen ömürlerinde bir tek Tanrı’dan gelen ışıkla yollarını bulabileceklerine inanan köylüleri suistimal etmek dışında başka görevleri olduğunu Tolstoy’un her sayfada hatırlatıyor oluşu Ortodoks kiliselerini rahatsız etmiş sanırım.
Öte yandan kitap, yıllar sonra hissedilmiş müthiş bir pişmanlığın sancılarıyla işlediği günahtan kendini temizleme umudu ile yıllar önce tecavüz edip hamile bıraktığı ve daha sonra fahişe olarak mahkemede tekrar karşılaşacağı Katyuşa’ya içinde bulunduğu iftiradan kurtulması için yardım ederek vicdanını temize çekmeyi uman Prens Nehlüdov’un iç çatışmalarını ele alıyor.
Tolstoy’un özellikle Rus bürokrasisi ve ceza hukukuna getirdiği eleştirileri son bölümde bir incil kritiği ile sonlandırması, aslında hicvinin dine değil dincilere olduğunun yegane örneklerinden biriydi. Siyasal dincilerin ahlaksız sınıf kininin her toplumda zehirini halka akıttığını Tolstoy Diriliş’inde bir kere daha yazmış diyebiliriz.