Singo, çekirdekten yetişme bir sirk cambazıdır. Singo'ya göre başarısının üç sırrı vardı: Babadan gelen yetenek, çalışkanlık ve tabii ki bir teline dahi kıyamadığı o meşhur ipi.
Ama bir gün Şıngırdak Sirki'nde büyük bir gösteri öncesi emektar ip esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur. Ve macera başlar.
Acaba Singo, babadan kalma ipi olmadan başka bir ip üstünde düşmeden yürüyebilecek mi?
Singo, kayıp ilanı verdiği ipini "Ben buldum!" diye arayanlara ne cevap vermişti?
Samsa Amca'nın getirdiği gemi ipi ya da Tedi Teyze'nin çamaşır ipi, o emektar ipin yerini tutacak mı?
Kayıp ipini bulmak için dedektif paltosu giyen Singo, önce Şapkacı Şarlo'yu soru yağmuruna tutar. Buradan eli boş dönen Singo, teknolojinin babası Mekanik Kim'i sorgular. Daha sonra ise en yakın dostu, köpeği Dudu'yu...
Hikayede babasından kalan tekli koltuk, tozlu sandık, aile albümü, denge, İp Cambazı kitabı gibi detayların yanında; Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabı gibi harika göndermeler de yer alıyor.
Singo şunu fark eder:
"Denge ipte değil içimde. Her şey ayağımın... Aman, zihnimin elinde!.."
Peki, "İki cambaz bir ipte oynamaz," derler ya; acaba büyük mücadele de Singo mu yoksa rakibi Dino mu ip üstünde dengede kalabilecek?
Akıcı kurgusunun yanında mizahi anlatımıyla çocuklara kahkaha tufanı yaşatacak bir eser Şaşkın Cambaz. Azim, çalışmaktan asla vazgeçmeme, pes etmeme, mücadeleci olma, hatıralara saygı, problem çözme, kendini keşfetme, eleştirel düşünce ve öz farkındalık gibi kazanımlar hikayeye çok güzel yerleştirilmiş.
Şaşkın Cambaz, bana daha önce izlediğim ünlü ip cambazı Philippe Petit'in ikiz kuleler arasına gerdiği halat üzerinde yürüyüşünü konu alan "The Walk" filmini ve okumayı çok istediğim "İp Cambazı" kitabını hatırlattı.
Kısacası Şaşkın Cambaz; “imkânsız” görünen bir hayalin