7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 19:20
Dedektif ile okur arasında adil bir düello sunan ve Honkaku türünü Japonya'da yeniden canlandıran kitap: Tokyo Zodiac Murders. Honkaku dediğimiz türü kısaca özetlemek gerekirse; dedektif ile neredeyse aynı şeyleri okuyup görüyoruz. Doğaüstü olaylara yer verilmiyor, tüm bilgiler okura eksiksiz sunuluyor, kurgu genelde harita ve görsellerle destekleniyor. Gelelim kitaba... Bu kitapta olayı çözen iki kişi var: Anlatıcımız ve dedektifimiz. Burada fazla isim verip kafanızı karıştırmak istemem, keza kitap bunu fazlasıyla yapıyor. Direkt Burç Cinayetleri diyeceğim yani zodiac işte burç. Burç Cinayetleri, Japonya’nın 40 senedir çözülememiş en büyük, en korkunç gizemlerinden ve cinayet silsilelerinden biri. Üzerine kitaplar, teoriler yazılmış yani polis kayıtlarının bile halka açıldığı bir olaydan bahsediyoruz. Şimdi spoiler vermeden kitabın başını anlatacağım; zaten burası kitabın çok küçük bir kısmı, kitabı okumak isteyenler için verilen konu gibi yani. Kitabın başında bizi Heikichi Umezawa adında bir adamın vasiyetnamesi karşılıyor. Yazdığı şeyler özetle şöyle: Kendisinin şeytani bir güç tarafından ele geçirildiğini söylüyor ve 6 kadının vücut parçalarından mükemmel Azoth'u yaratmak istediğini belirtiyor. Falcılığa, astrolojiye ve kadınlara aşırı ilgili olduğunu yazmış. Aynı evde yaşadığı tam 9 kadın var: 2 öz kızı, 3 üvey kızı, ikinci eşi, yengesi ve 2 yeğeni. Anneler ve en büyük üvey kız haricinde kalan 6 kız, Azoth için kurban seçilen kızlar. Yalnız bu öyle basit bir plan değil; hadi şunu öldür, kes tarzı bir şeyden bahsetmiyoruz. Yazdığına göre astrolojide vücudun her bölümünün onu yöneten, koruyan ve güçlendiren kendi gezegeni varmış. Her kızın burcu farklı. 6 kızın burcuna göre baş, göğüs, karın, kalçalar, uyluklar ve bacaklar kesilmeliymiş.Yalnız bu kadarla da
The Tokyo Zodiac MurdersSoji Shimada · Pushkin Vertigo · 20252 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 40. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 19:53
Bu əsərdə biz həm fəlsəfə, həm də romantika görürük. Filmlərin şablonu, həyatımızda bir ümid axtardığımız ruh ekizi söhbəti burdan çıxıbmış.Aristofanın dilindən deyilən mifə görə 2500 il əvvəl insanlar bütöv varlıqlar imiş, lakin tanrılar tərəfindən cəzalandırılaraq iki yerə bölünüblər. O vaxtdan bəri hər birimiz dünyada öz saf, itirilmiş digər yarımızı axtarırıq. Zaman keçir, əsrlər dəyişir, bəlkə sevgi də öz köhnə mahiyyətini itirir, amma insanın o bütövləşmək arzusu heç vaxt bitmir. Çünki dövrümüzdə alternativlər çoxalır. Bəs eşq həqiqətən nədir? Sizin ruh ekiziniz olan, xarakteri sizə tam uyğun gələn birinə bəslənən o ali duyğular, yoxsa sadəcə zahiri gözəlliyinə valeh olduğunuz insana qarşı duyulan keçici bir ehtiras¿
The SymposiumPlaton (Eflatun) · Penguin Classics · 19935,2bin okunma
Reklam
8/10
·560 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 22:32
JANET FRAME "Soframda Bir Melek" Yapı Kredi Yayınları'nın 3. baskısı okuduğum kitap. Janet Frame'in 3 ciltten oluşan otobiyografisi bu kitapta bir araya getirilerek basılmış. Bir öz yaşam hikayesi olarak aynı türden eserlerden onu farklılaştıran ve belki de çok sıra dışı bir anlatım olmasına neden olan olay, yazarın uzun yıllar şizofreni tanısı ile akıl hastanesinde tedavi görmek zorunda kalışı ile ortaya çıkıyor. Stajyer öğretmen olarak göreve başladığı okulda denetim gördüğü sırada okulu terk edişi, ardından kendisine konulan şizofreni teşhisi, uzun yıllara yayılan sıkıntılı tedavi süreci. Frame hastanede kaldığı dönemde de çeşitli türden yazılar ve şiirler yazmaya devam ediyor. Belki de yaşadığı sarsıcı deneyime katlanabilmesini olanaklı hale getiren bu yeteneği olmuştur. Gerek kendi içsel sancıları gerek başka hastalara dair gözlemleri sıkıntılı günler yaşamasına sebep oluyor. Kendisi ile ilgili 'lobotomi' kararı onandıktan sonra, ameliyatına yalnızca birkaç gün kala "The Lagoon" adlı öykü kitabının Yeni Zelanda'da kazandığı Hubert Church Memorial ödülü sayesinde mucizevi bir şekilde ameliyattan kurtuluyor. Gerçekten çok sarsıcı ve şaşırtıcı... Hastaneden ayrılışı ve sonraki dönemde Londra'ya ve Avrupa'nın pek çok farklı bölgesine yaptığı seyahatler, ailesinin trajik öyküsü, başına gelen her türlü sarsıcı deneyime rağmen yaşama nasıl tutunduğu; aslında sarsılmaz bir iradenin ve yazma tutkusunun yeniden varoluşuna dair çok sıra dışı bir yaşamın izlerini hafızamıza kazıyor. Çok çok etkileyici, iz bırakan bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Soframda Bir MelekJanet Frame · Yapı Kredi Yayınları · 202262 okunma
Ruhumu gözardı etmə, ey yoldaş!
8/10
·180 syf.··
2026 11. kitabı
Bu volume çox da bir hadisə olmadı. Ancaq obrazların arasında olan əlaqələrə daha çox toxunmağa başladılar. Bu da hekayəni növbəti volume-larda kompleksləşdirməyə kömək edəcək. Bu manganın getdikcə həyat və canlı olmaqla bağlı daha da çox düşündürməsi xoşuma gəldi. Ona görə bir neçə "quoto" paylaşacam sizinlə. "If he wants his wounds to heal, they will heal, but he doesn't feel any pain. So he doesn't think of healing them. If it's a life threatening wound then of course it will be healed" — Bu hissədə, məncə, həyatdakı ağrı və əzablarımızın sadəcə bizim öz əməyimiz və fərqindəliyimizlə düzələcəyini yaxşı vurğulayıb mangaka. Bilirəm mən də bu çoxda bilinməyən bir şey deyil, ən azından xoşdur oxumaq. "Life... being dead and being alive. Ain't they the same thing? What matters is to be living?" — Valla mənə də arada bu düşüncələr gəlir və özünəqəsd seçimini gözdən keçirirəm. Am js kiddin' "What does it mean to have life? It is not like ya disappear from this world when you die. The form of yer soul just changes. It is not like you become seperated. They go through birth and death but souls won't be lost. They're always by your side." — Bu çox romantik bir baxış bucağıdır. Hər bir insan unudulmağa məhkumdur, əgər nəsə edən tarixi bir fiqur deyilsizsə. Hər kəs unudulur və önəmsənmir. Yaşayarkən belə bəzən bunu sizə qarşı edilir. Ruhunuzu gözardı etməyəcək şəxsləri tapmalısız.
The Summer Hikaru Died, Vol. 3Mokumokuren · Yen Press · 202444 okunma
9/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 10:22
Out of Oz, Maguire'ın The Wicked Years serisinin son kitabı. Roman, yıllar önce Oz diyarından ayrılan Dorothy ile açılıyor ancak sonrasında anlatı daha çok, serinin ikinci kitabı olan Son of a Witch (Cadı'nın Oğlu) kitabının sonunda doğumunu gördüğümüz, Elphaba'nın torunu Rain üzerinden ilerliyor. Wicked'de Elphaba'nın Oz Büyücüsü'ne karşı dahil olduğu direniş ile başlangıcını gördüğümüz politik problemler serinin diğer kitaplarında hızla tırmanışa geçmişti zaten. Bu kitapta ise artık Oz büyülü masallar diyarı olmaktan tamamen uzaklaşmış, kuraklık, iç savaş, politik bölünmeler ve güç mücadelerine sahne olmuş bir halde. Zümrüt Şehir ile Munchkinland arasında yaşanan çatışmalara paralel olarak Rain'in de hem kendi kimliği, hem de ailesinin gölgesiyle çatışmasını görüyoruz. Kitap serinin sonu olmasına rağmen, serinin önceki kitaplarında olduğu gibi bize kesin cevaplar vermiyor çünkü Maguire birçok söyleşisinde hayatın kesin kapanışlar sunmadığı konusuna sık sık değiniyor. Ayrıca Maguire'ın bu kitabı okuduktan sonra izlediğim birkaç söyleşisinde anlattığı bazı şeyler seriye ve bu kitaba dair birkaç şeyi daha kafamda netleştirdi. Maguire'ın annesi 38 yaşında doğum sırasında vefat etmiş ve hayatı boyunca Maguire bu konuda kendini bir şekilde sorumlu hissetmiş. Bunun yanı sıra 39 yaşına girdiği gün, ki bu da Wicked serisini yazmaya başlamasından kısa bir süre öncesine denk geliyormuş, annesinin öldüğü yaştan büyük olduğu düşüncesiyle artık olabileceği kadar yetişkin biri olduğunu hissettiğinden ve suçluluğunun gölgesinden çıkması gerektiğini düşünmeye başladığından bahsediyor Maguire. Bu yaklaşımı hem Elphaba'nın ailesiyle ilişkisi, hem Elphaba'nın ölümünden sonra Liir'in yaşadıklarının hem de bu kitapta Rain'in, Elphaba'nın gölgesindeki yaşayışını benim gözümde çok daha
Oz'dan ÇıkışGregory Maguire · Alfa Yayınları · 20251 okunma
Cambazların Kralı
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
Singo, çekirdekten yetişme bir sirk cambazıdır. Singo'ya göre başarısının üç sırrı vardı: Babadan gelen yetenek, çalışkanlık ve tabii ki bir teline dahi kıyamadığı o meşhur ipi. Ama bir gün Şıngırdak Sirki'nde büyük bir gösteri öncesi emektar ip esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur. Ve macera başlar. Acaba Singo, babadan kalma ipi olmadan başka bir ip üstünde düşmeden yürüyebilecek mi? Singo, kayıp ilanı verdiği ipini "Ben buldum!" diye arayanlara ne cevap vermişti? Samsa Amca'nın getirdiği gemi ipi ya da Tedi Teyze'nin çamaşır ipi, o emektar ipin yerini tutacak mı? Kayıp ipini bulmak için dedektif paltosu giyen Singo, önce Şapkacı Şarlo'yu soru yağmuruna tutar. Buradan eli boş dönen Singo, teknolojinin babası Mekanik Kim'i sorgular. Daha sonra ise en yakın dostu, köpeği Dudu'yu... Hikayede babasından kalan tekli koltuk, tozlu sandık, aile albümü, denge, İp Cambazı kitabı gibi detayların yanında; Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabı gibi harika göndermeler de yer alıyor. Singo şunu fark eder: "Denge ipte değil içimde. Her şey ayağımın... Aman, zihnimin elinde!.." Peki, "İki cambaz bir ipte oynamaz," derler ya; acaba büyük mücadele de Singo mu yoksa rakibi Dino mu ip üstünde dengede kalabilecek? Akıcı kurgusunun yanında mizahi anlatımıyla çocuklara kahkaha tufanı yaşatacak bir eser Şaşkın Cambaz. Azim, çalışmaktan asla vazgeçmeme, pes etmeme, mücadeleci olma, hatıralara saygı, problem çözme, kendini keşfetme, eleştirel düşünce ve öz farkındalık gibi kazanımlar hikayeye çok güzel yerleştirilmiş. Şaşkın Cambaz, bana daha önce izlediğim ünlü ip cambazı Philippe Petit'in ikiz kuleler arasına gerdiği halat üzerinde yürüyüşünü konu alan "The Walk" filmini ve okumayı çok istediğim "İp Cambazı" kitabını hatırlattı. Kısacası Şaşkın Cambaz; “imkânsız” görünen bir hayalin
Şaşkın CambazHüseyin Keleş · Timaş Çocuk Yayınları · 20269 okunma
Reklam
Reklam