Hemingway. Bir süredir ölüm ve yaşam hakkındaki düşünceleri ve davranışları sebebiyle beni kendisine çekiyordu. O, 1920'ler Paris'inin rüya ekibi olan Amerikan yazarlarından biridir. Hemingway, savaşı aşmış ve hedefsiz kalmış bu bir grup yazarı "kayıp nesil" olarak isimlendiriyordu. Küba'da, Paris'te, Florida'da ve daha bir çok şehirde yaşamış bir gezginin; zorluklardan geçmiş, savaşlar görmüş bir entelektüelin ontolojisini merak etmemek elimde değil. Onun erkeklik, kadınlık, savaş, umut, aşk, hayat vb. konulardaki düşünceleri benim için merak konusu. Beni ona amansızca çeken, henüz ismini koyamadığım ve analiz edemediğim başka şeyler de mevcut. Zamanla anlayacağım.
"Balığı yalnız hayatta kalmak ve yiyecek olarak satmak için öldürmedin, diye düşündü. Gururun ve balıkçı olduğun için öldürdüm. Hayattayken sevdin, öldükten sonra da. Eğer onu sevdiysen öldürmek günah değildir. Yoksa daha mı fenasıdır? "
Yaşlı Adam ve Deniz. Yaşlı adam, Santiago, hikayenin ana kahramanı olan epik balıkçımızdır. Eski gücü kalmamıştır artık ama yine de o epik balıkçıdır. Diğer bir karakterimiz ise ismi verilmeyen "çocuk"tur. Çocuk, yaşlı adamın hayranıdır. Balıkçılık kariyerine yaşlı adam ile başlamış ve onu, rol modelini, bir efsane olarak görmektedir. Yaşlı adamın eskisi gibi iyi balık tutamayışı sebebiyle, çevresi onu diğer balıkçılarla çalışmaya zorladığı için bir süredir, istemeyerek de olsa, onunla denizlere açılmaz. Yaşlı adam, günler süren, görkemli kılıç balığı yakalama serüveninde tek başınadır. Kılıç balığı ile girdiği bu uzun ve yorucu mücadelede, denize çok açılır, tüm enerjisini tüketir ve sonunda onu yakalar. Yakalar yakalamasına ama kendi de bitmiştir. Büyüklüğü sebebiyle teknesine alamadığı kılıç balığının kokusunu alan köpek balıkları yaşlı adamı rahat bırakmaz. Kıyısına