Kestirme olsun diye tarlalardan geçerken bazan ayağım bir şeye takılıyor ve
şaşkınlıkla durup gökyüzünün güzelliğine bakıyordum. Otların arasına şimdiden
gecenin serinliği inmişti.
“Ustacığım” diye bağırdım karanlığa doğru. “Bizim kuyudaki nikelden,
demirden kayaların her biri gökten kayıp buraya düşen birer kuyrukluyıldız
olmalı."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dönüş yolunda mezarlığın yokuşunu çıkarken
yıldızların hepsinin kafamdaki bir düşünce, bir an, bir bilgi, bir hatıra gibi
olduğunu hissettim. İnsan hepsini aynı anda düşünemiyor ama görebiliyordu.
Aklımdaki kelimelerin, aklımdaki hayallere yetişememesi gibi bir şeydi bu.
Kelimeler duygularıma yetişemiyor ve yetersiz kalıyorlardı.
Demek ki duygular, şu karşımdaki ışıl ışıl parıltılı gök gibi aslında birer
resimdiler. Bütün âlemi hissediyordum da sanki onu düşünmem daha zordu. Bu
yüzden yazar olmak istiyordum. Yazarken düşünecek, kendi kendime ifade
edemediğim resimleri ve duyguları yazıya dökecek, üstelik bu işi kitabevine
gelen Deniz ağabeyin arkadaşlarından çok daha iyi yapacaktım.
O zamanlar “ben, beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum”
diye düşünürdüm. Yeni keşfediyordum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa,
içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir. Yakınlarda bir
babanız varsa ve sizi görüyorsa içinizdeki kişi içinize saklanır.
"Mahmut Usta İstanbulluların yüzyıllardır kuyulara attıkları, sakladıkları
şeyleri saymayı da çok severdi: Kılıçlar, kaşıklar, şişeler, gazoz kapakları,
lambalar, bombalar, tüfekler, tabancalar, oyuncak bebekler, kafatasları, taraklar,
nallar ve en akla hayale gelmez şeyleri bulmuştu eski kuyularda. Gümüş paralar
da bulmuştu. Belli ki bunların bazıları, susuz, kör kuyulara saklamak için
atılıyor, sonra da yıllarca, yüzyıllarca unutuluyordu. Bu tuhaf değil miydi?
İnsanın sevdiği, kıymetli bir şeyini kuyuda bırakıp sonra da unutması acaba
neyin işaretiydi? "