Yaşayışımızda olan akasklıklarda kendi suçumuz yokmuş gibi başkalarına veya başkasına yüklemek veya şeytana, içimizdeki şeytana yüklemek hepimize, sanki hatanın sonucunda suçlu biz değilmişiz gibi kolay geliyor. Cevabını bildiğimiz sonuçlara kendimizce kılıf uydurup , büsbütün ona inanmaktan başka ne iyi gelir ki , doğrusuyla , saflığıyla ve doğallıyla bakmadıktan sonra. Asıl şeytan biziz, kendimiz, doğruları gözardı edip yalanlar ve sahtelerle kucaklaşıp tapan şeytanlar.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü doldurn hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?”