Budalalar, görünürdeki karmaşadan asla uzak duramazlar. Karanlıkta el yordamıyla, çıkışı arayarak yürürler ve ölürler, bu dünyanın nasıl çalıştığını asla anlayamadan. Tıpkı bir cangılda ya da bir kuyunun dibinde kaybolmuş gibi. Ve böyle yönlerini şaşırmalarının nedeni, eşyanın tabiatını anlamamış olmalarıdır. Kafalarının içinde bir bilgi çöplüğünden ya da çakıl taşlarından başka bi şey yoktur. Hiçbir şey bilmezler. Önü arkadan, yukarıyı aşağıdan, kuzeyi güneyden ayırt etmeyi bile. Bunu bile. İşte bunun içindir ki karanlıklardan çıkamazlar bir türlü.
"Biz kimiz? İnsandan çok daha fazla sayıda galaksinin bulunduğu bir evrenin unutulmuş bir köşesinin içine tıkılmış bir galakside kaybolmuş can sıkıcı bir yıldızın önemsiz bir gezegenini mesken tutmuş insanlarız."