İçindeki kana susamışlık her zamankinden güçlüydü artık. O bir katildi, avcıydı, canlılarla beslenen bir canlıydı; ancak güçlülerin hayatta kalabileceği düşman bir ortamda yalnız başına, sadece kendi kuvveti ve ustalığı sayesinde hayatta kalmayı başaran bir hayvandı.
…François elindeki sopayı yere attı, Buck'ın dayaktan korktuğunu sanmıştı. Oysa Buck, açıkça isyan ediyordu. İstediği şey dayaktan kaçmaktan öte bir şeydi, liderliği istiyordu. Bu onun hakkıydı. Liderliği bileğinin hakkıyla elde etmisti ve daha azına razı olmayacaktı.
Rakibini boydan boya biçtiği saldırı türünü, hızlı kurt ısırığını öğrenmek, onun için bir ödev değildi. Unutulmuş ataları da böyle dövüşürdü zaten. O atalar Buck'ın içinde eski hayatın canlanmasını çabuklaştırıyor, soylarının kalıtsal mirasına damgasını vuran bu eski numaralar, Buck’ın numaraları haline geliyordu.