Yürütme gücünü ellerinde tutanlar da halkın efendileri değil görevlileridir, halk istediği zaman onları işbaşına getirir, istediği zaman da işten uzaklaştırır. Onların işi sözleşme yapmak değil, boyun eğmektir, devletin kendilerine yüklediği görevi kabul etmekle de yalnız yurttaşlık ödevlerini yapmış olurlar, koşullar üstünde tartışmaya hakları yoktur.
Baştakiler, politik bütünün koruyucusu ve dizgini olan halk toplantılarından öteden beri ürküntü duymuşlardır. Onun için yurttaşları bu toplantılardan bıktırmak amacıyla her çeşit çabadan çekinmedikleri gibi, karşı koymalar, güçlükler ve vaatlerden de kaçınmazlar. Yurttaşlar cimri, korkak, gevşek oldukları, özgürlükten çok, rahatlarına düştükleri zaman hükümetin artan çabaları karşısında uzun süre sessiz kalamazlar. Böylece direnç gitgide arttığından, egemen güç sonunda yok olur ve sitelerin çoğu da zamanından önce çöküp gider.