"Sanki kader ressamı her zaman birbirine musallat olagelen ve birinin ötekinin pençesinden hiçbir zaman kurtulamadığı vefa, ihanet ve intikam karakterlerini dikkat çekici bir tablo üzerinde bir araya getirmişti. Vefayı, her türlü hüznü, her türlü talihsizliğiyle Dilaşub'da, ihaneti her türlü iğrençliği, her türlü ağır sonucuyla Mehpeyker'de, intikamı her türlü şiddeti, her türlü dehşetiyle Ali Bey'de cisimleştirmişti."
"Mahcubiyet korkusuyla ikiyüzlülüğe razı olmak insan için ne garip eksikliktir! Hele bir yalanı düzenleyip karşısındakini ikna etmek için parlak safsatalar, etkili sözler ararken kendi yalanına bazen kendi de inanacak noktaya gelmek ne tuhaf aymazlıktır!"
"İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır. (Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır. Yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır.)"
"İsteseniz de istemeseniz de, zaman her şeyi silip süpürüyor ve sonunda geriye yalnızca karanlık kalıyor. Bazen o karanlığın içinde başkalarını buluyoruz ve bazen onları yine yitiriyoruz."
"Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık, patron. Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız, hep yollarda olmaktan yoruldum. Hiçbir zaman bana eşlik edecek, bana nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan. İnsanların birbirlerine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum. Yardım etmeye çalışıp da edemediğim bütün o zamanlardan. Karanlıkta olmaktan yoruldum. Asıl da acıdan. Çok fazla. Eğer sona erdirebilseydim, yapardım. Ama yapamıyorum."