- Aşkın şehvetle aynı şey olduğunun kesin bir delili de
vuslattan sonra ikisinin de sönmesidir.
- Yıllarca süren aşklar nedir?
- Vuslata erememenin, yahut çok geç ermenin, belki de
âşıktaki geç soğuma karakterinin neticesi...
Selim Pusat bu konuşmalarla yavaş yavaş canlanıyordu:
- Hep sevenden bahsettin, dedi. Sevilenin bu aşk
illetindeki rolü nedir?
- Sevilen ne kadar güzel ve çekici olursa aşk da o kadar
şiddetli ve uzun olur. Bazı kadınlar veya kızlar bilmeden
karşısındaki erkeği delirtir. Bazıları sanatkârdır. Bunu bilerek
yapar. Kadın, oldukça iptidaî bir yaratıktır ama erkeği
sürüklemek bilgisinde çok ustadır. Vuslattan, sonra erkeğin
bıkacağını sezdiği için onu daha çok bağlayacak türlü
hünerler gösterir. Böylece aşk olgunlaşır. Sözün kısası, şairin
dediği gibi: Mecnûn’a cihan dopdolu Leylâ görünürmüş.
- Aşkın felsefesiyle uğraşacak vaktim olmadı ama onu hiç
de senin dediğin gibi düşünmemiştim.
- Felsefesi değil, tarifi... Kesilmiş bir koyunun kasap
dükkânındaki manzarası hoşa gitmez, hatta bazılarına iğrenç
görünür. Fakat usta bir aşçının elinde nefis bir et yemeği
olduğu zaman, dükkândaki manzarasına bakamayanlar bile
onu iştahla yer. Aşk da böyledir. Aslında şehvettir yani
hayvanî bir istek. Fakat romantik bir muhayyele onu o kadar
süsler ve güzelleştirir ki aşkın ilâhî bir duygu olduğuna
inanırız. Yüzlerce yıldan beri bu şairane tarifleri dinleye
dinleye aşkın insanüstü bir şey olduğunu sanmışızdır.
Gerçekte şehvet isteğinden başka bir şey değildir
- İlâhî bir kadına veya kıza karşı duyulan aşk da nihayet
bir şehvetten mi ibarettir?
- Tamamiyle. Aşk, şehvetin estetik şeklidir. Onun için
daha ziyade estetik kadınlara veya kızlara karşı duyulur...