Severní

Severní
@thecharmingwildcard
7/10
·303 syf.··
2025 10. kitabı
"Evet"e yakın "belki". Doğrusu bu kitabın, içinde yaşadığımız çağda erdem anlamında alçaldıkça gündem ve toplum nezdinde yükselişe dair her konuyla ilişkilendirilebileceğini düşünüyorum. Yeter ki insanlara sizi yerebilecekleri ya da göklere çıkarabilecekleri, bilgiç bir "yargıç" olabilecekleri bir manşet verin. Yeter ki o ringe çıkın ve akıbetinizin kaç para ettiğini izleyin. Başladıktan itibaren sayfaları merakla çevirdiğimi söyleyebilirim ancak sonu bence, yazarın kısa kesmesi istenmiş gibi yazılmıştı. Şahsen şeytan merdivenindeki olayların Candice için ne gibi sonuçlar doğuracağını görmek isterdim ancak tahmin etmek çok zor değil. Kitabın yakında dizisi bile çıkabilir diye tahmin ediyorum bir yandan, belki orada izleriz. Karakterleri düşündüğümde ise, hepsinin küçük bir odada itişip kakıştığını hayal ediyorum hep. Hepsinin daha büyük bir alana sahip olmak için sebepleri ve diğerleri için itirazları var, çoğu bayağı. Empati kurmak zor ama bu kitap gerçekten 21. yüzyıl gibi hissettiriyor. Bunların yanında gerçekten sevdiğim bölümler de oldu. Özellikle Athena'nın yazar yönünün düşünüldüğü kadar güvenilir olmadığını ve yayıncılık sektörünün onu Çin kültürünü yansıtan nadide bir vazo gibi camların ardında sınırladığını ama en parlak ışıklar ona çevrildiğinde bunun bir öneminin kalmadığını, hiçbir şeyin göründüğü kadar mükemmel olmadığını ortaya çıkaran sahneler. Bunları bir de Athena'dan duymak isterdim. Kitap üzerine düşüncelerim genel olarak bu şekildeydi. Bu arada, bu kitap yazardan okuduğum son kitap olmayacak. Babil ve Katabasis'in tam da bana göre olacağını düşünüyorum.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·208 syf.··
2025 3. kitabı
Bu kitapla ilgili yaşadığım tesadüflerden yola çıkarak söyleyebilirim ki, ne daha önce ne de daha sonra, iyi ki şimdi okumuşum. İçeriğine değinecek olursam, kitap boyunca on farklı insanın Irvin D. Yalom ile olan kimi zaman tek seanslık kimi zamansa bir dizi seansın en vurucularına değinilen görüşmelerini okuyoruz. Var oluş, ölüm, tamamlanmamış yas gibi kavramların yaşantılara yansıdığı bu seanslarda, bazen Yalom gibi eski bir kil tabletin üzerindeki tozu temizlemeye çalıştım, bazense tarihi bir yapının haritada henüz yeri bile gösterilmeyen, yeni keşfedilmiş bir odasıyla karşı karşıya kaldım. Bunlar benim için değerliydi. Özellikle aktarım ve karşı aktarımın içerik ve niteliğinin bir terapötik ilişkiyi ne şekillerde etkilediğini görmek, şanslıyız ki bunu usta bir psikoterapistin seanslarından okumak, bana eşlik ettiğim ve gelecekte eşlik ediyor olacağım biricik hayatlar için tarif edemediğim duygular hissettirdi. Biraz daha kişisel bir yerden yaklaşacak olursam, özellikle son bölümde beklemediğim bir şeyle karşılaştım. Çok kısa bir süre önce Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler kitabını okumuştum. Ve son bölümde Yalom, iki hastasına bu kitabı okuttu. Bu benim için ilginçti çünkü tam da o an kendimi kitap içinde en ait hissettiğim seansta buldum. Sonuçta o kitabı ben de çok kısa bir zaman önce okumuştum ve vakaların yaşadıklarından farklı olsa da, ben de çeşitli sebeplerden dolayı kendimi o kitapta bir şeyler ararken bulmuştum. Yalom, Kant’ın deneyimlediğimiz gerçekliğin doğasını, zihinlerimizin yapısının aktif olarak etkilediğini söylediğine değiniyor bir bölümde. Böylece bir olmayı ne kadar istesek de aramızda her zaman bir mesafe kalıyor, diyor. Deneyimlediğimiz gerçekliğin her birimizde farklılaştığına katılıyor olsam da, aklıma Gül Çörüş’ün Aynadaki Yüzler
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
10/10
·88 syf.··
2025 9. kitabı
André Gide’den okuduğum ilk kitaptı ve soluk almadan bitirdim. Hatta beyaz perdeye ne kadar çok yakışacağını düşünürken bir baktım ki çoktan beyaz perdeye taşınmış. Oldukça kısa olmasına rağmen tüm karakterlerin derinliğini hissettim, hepsini papazın gözünden okuyor olsak bile. Özellikle Jacques ile yaşadıkları çekişmenin İncil’deki ayetler üzerinden gerçekleşmesi ve papazın bu noktada yaşadığı ikilemler, onu Gertrude’ün ne denli hassas ve suistimal edilemez durumda olduğuna ikna ederken aslında Gertrude’le olan ilişkisinde onu savunmasız hale getiren kişinin kendisi olması ve bu ikilemlerin, narsisistik kırılmaların her şey bittiğinde bile devam etmesi… Bunları okumak çok keyifli ve bir yandan da düşündürücüydü. Ayrıca yazım diline gelecek olursam, oldukça dokunaklı ve akıcıydı, tıpkı hiçbir engele çarpmadan kendi hızında akan bir nehir gibi. Bu yüzden bu kitap kesinlikle André Gide’den okuduğum son kitap olmayacak. Biraz da Gertrude’e değinmek istiyorum, hayatındaki o büyük değişimin ardından takındığı tutum bana şunu gösteriyor ki sevdiğimiz birini ne kadar tüm kötülüklerden sakınmaya çalışsak da ona sunduğumuz suni güvenlik, aslında o kişi için en tehlikelisi oluyor. Bu yüzden sevgide bile kendi “aşırı”mızın tuzaklarından uzak durmaya çalışmalı. Daha ne söyleyebilirim bilmiyorum ancak bu denli kısa ama derin bir kitabı bence kesinlikle okumalısınız.
Pastoral SenfoniAndré Gide · İş Bankası Kültür Yayınları · 20226,7bin okunma
8/10
·132 syf.··
2025 2. kitabı
Hızlı okuyacağımı sanıyordum ancak öyle olmadı, Marcus Aurelius benimle epey uğraştı diyebilirim. Bunun sebebini de kısacık pasajların ardında dahi paragraflarca anlamın bulunuyor olmasına bağlıyorum. Bazen bazı cümleleri okudum ve devamı kendiliğinden zihnimde belirdi. Herkesin odaklanacağı noktalar farklı olsa da ben, bu kitabı kendimi, yeteneklerimi ve değerlerimi sorguladığım, yenildiğimi “sandığım” bir dönemde okudum ve bu sorgulama sürecinde kendime karşı akılcı ve adil davranmaya ne kadar ihtiyaç duyduğumu fark ettim. Ki bu da zaten doğama uygun olandı. Bu sebeple binlerce yıl önce yaşamış bir imparatorun düşüncelerini okumak ve ihtiyaç duyduğumu almak bana iyi geldi. Eğer güvenilir birinin öğrenmeye ihtiyaç duyduğunuz ya da tekrar hatırlamanız gereken şeyleri size büyüklenmeden göstermesini istiyorsanız, okumanızı öneririm.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
6/10
·144 syf.··
2025 1. kitabı
Yazarın biçemini pek sevemedim ancak kitap kendine göre güzeldi. Çoğu zaman yalnızca kitaplığımdaki okunacaklar rafından bir kitap eksiltmek için okusam da bazı bölümleri severek okudum, bu sebeple kitabın konusuna biraz derinleşme şansı tanınsaymış daha güzel bir esere dönüştürülebileceğini düşünüyorum - kitabın bazı karakterleri bunu hak edecek derinlikte yazılmış diyebilirim. Yine de kitabın bu haliyle bir tiyatro sahnesine yakışacağını da düşünüyorum, sahnelendiyse de doğru kararı vermişler. Son olarak, kitabın sonunu bu şekilde beklemiyordum ancak Alan, Tuvache ailesine tanınmış bir şanssa, her defasında ceza sanılan bir şansın elden kayarken fark edilmesi bu kitabın taşıdığı anlama en uygun son olmuş.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma