Kirden rengi kaçmış, zayıflıktan rengi sayılan zavallı bir kedicik işte. O zamanlar ben bile pek ilgilenmezdim onunla. Karnı aç mı, tok mu, soğukta üşüdü mü, dondu mu düşünmezdim. Kapıya her çıktığımızda bacaklarımıza sürtünüp dururdu zavallıcık. Onu da sevelim, okşayalım, koruyup kollayalım isterdi demek ki… İşin kötüsü bütün bunları o zaman hiç anlamazdım. Oysa benim de ondan bir farkım yoktu. Ben de tıpkı onun gibi sevilmek, okşanmak istedim. Güya büyüdüm ama hâlâ istiyorum bunları.