“Suçlu, yani nerdeyse bütün suçlular aslında tam da o anda daha çok iradeli ve mantıklı olmaları gerekirken, bunun tam tersine olay esnasında irade ve akıl yürütme yetilerini kaybediyor, çocuksu bir dikkatsizlikle çeşitli hatalar yapıyorlardı. Ona göre ortaya çıkan bu akıl tutulması ve irade zaafı insanı bir hastalık gibi sarıyor, aşama aşama ilerliyor, suçun işlenmesine ramak kala en üst seviyeye ulaşıyor. Kişinin içinde bulunduğu duruma göre suç anında ve sonrasında da bir süre aynı şiddette devam ediyor, sonra da da her hastalık gibi geçiyordu.
Sorun şuydu; hastalık mı suçun kendini doğuruyordu, yoksa suç kendi doğasında var olan çeşitli özellikler gereği hastalığı beraberinde mi getiriyordu?”
“Çocuk zihni son derece duyarlı ve bağımlıdır; uzun süre ebeveyninin psikolojisinin atmosferinde kalır ve kendini bu etkiden oldukça geç serbest bırakır.”