Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın diğer kitaplarına göre daha zor ilerliyor. İnsanların neden yarım bıraktıklarını azıcık anlayacak gibi oluyordum ki sayfa 225’e denk geldim. Bu sayfa hatrına bile okunur bu kitap.
2020 okuma listeme bakınca geçmişe döndüğümü görüyorum. Galiba hayatımın ayrı bir evresine girdim; okuduklarımdan ayrı anlamlar çıkarıyorum. İlk okumalarımda gözümden kaçan ne çok detay varmış herbir kitapta. Bir de 2020 benim için Günday ve Atay yılı olarak tarihe geçecektir. Günday’ı ilk okuduğumda 18 yaşındaydım ve gerçekten asla okumam demiştim. Şimdi ise okumaktan ziyade anlıyorum ya da gerçeklerle yüzleşmeye cesaret edebiliyorum. Atay ise popüler kültürün mezesi olmuştu ve ben bundan tiksinmiştim. Zinciri kırıp Tehlikeli Oyunlar ile ayrı bir dünyaya adım attım ve artık o dünyadan başka hiçbir dünyaya adım atmak istemiyorum.
Her geçen yılı anı kumbaramda biriktiriyorum. Bu yıl herkes için kötü bir yıl olsa da benim için çok farklı kapıların açıldığı bir dönemin başlangıcı oldu. Bu yıl kumbarama çok değerli şeyler ekledim. Şey diyorum çünkü içimden geçenleri anlatabileceğim kelimem yok. Belki yıllar sonra heybemde daha çok kelime kumbaramda daha çok anı birikir. Yeni yılınız kutlu olsun 🎄
Günday okumaya devam ettikçe Daha’nın hakkını yediğimi düşünüyorum. Kitabı ilk bitirdiğimde bomboş duvara bakmıştım ve idare eder demiştim. Şimdi kitaplığımda her gördüğümde kendi labirentimde kayboluyorum. ‘Az’ en beğendiğim romanı demiştim kısa zaman önce ve şu anda kendime gülüyorum. En sevdiğim ve beni en çok etkileyen diye ayırmalıymışım kitapları.
Okunacak o kadar çok kitap var ki! Kısacık hayatımda okumam gereken kitabı okuyamamaktan korkuyorum. Dünya kadar kitaptan hangisini okumasam o yanım eksik kalacak gibi.
Bir yandan da okumaktan korkuyorum. Okudukça omzumda taşıdığım yükler artıyor. Korkuyorum. Ya altından kalkamazsam?