Hatta uzun zamandır tanıdığınız, dost olduğunuz biri, bir an gelir, öyle bir iş yapar, öyle bir söz söyler ki; parmağınız ağzınızda kalır ve "Vay be, ben bu adamı tanıyamamışım demek ki" dersiniz.
Melike'nin anlattığı gibiydi her şey; aslında insanların hepsi, cennetteki evlerine geri dönmek için ağlıyorlardı. İster sevda yarası, ister ihanet acısı, ister yoksulluk, ister haksızlık, başlarına her ne gelirse gelsin, her zorlukta atıldıkları eski evlerini hatırlıyorlardı.
Otogarlar mahşer meydanına benzerler. Herkes bir yana koşar, bağırtılar, hıçkırıklar, vedalar, sarılmalar, el öpmeler, ayrılıklar kadar buluşmalar da, kavuşmalar, yetişmeler hep burada birleşir. İnsanlığın her hâline şahit olunur burada. Az evvel bir tabut koydular bir otobüsün alt katına, inşallah bizim bineceğimiz otobüs değildir Allah'ım.