Tanrılarla eşit gibi görünüyor
bana, karşında oturan o adam,
dizinin dibinde, yakından
tatlı sesini dinleyen.
Ah, o gülüşünden taşan sevgi,
nasıl yüreğimi burkuyor bilsen!
Bir an görsem seni, tek sözcük
çıkmaz oluyor ağzımdan,
dilim tutuluyor sanki ve birden
incecik bir ateş tenimin altından
süzülüyor içime, gözüm kararıyor
uğulduyor kulaklarım,
buz gibi bir ter basıyor her yanımı
elim ayağım titriyor, elimde değil,
rengim otlardan yeşil, öyle ki
öldüm sanabilir gören!
Ama her şeyi göze almalı insan,
mademki ...
"Ben istesem de kendi içime giremiyorum; hep dışa doğru çiçekleniyorum. Yapraklar dökülse de rüzgar onları dağıtsa da gül vermeyi sürdürmek zorundayım. Ama evin hanımı güllerimden birini hiç ayırmadığı ilahiler kitabının arasına koydu. Başka bir gülümü genç bir kız göğsüne taktı. Bir gülümü de bir çocuğun dudakları yaşama sevinciyle öptü. Bütün bunlar bana büyük bir mutluluk verdi. İşte anılarım, işte yaşamım!"