Ulan, bu evlenme dalgan amma da kıyak be! Vay anasını!
Desene, herifi çarptın! Hanımım, Ankaralı olucak gayrı!
Hemşeri olduk. Bana da bizim dost çevrelerde “Ankaralı
Ahmed” derlerdi bir vakitler.
Durup
dururken, müzik, düşler, serseri firar duyuları ve günlük
kahrolası bir alay şu bu varken, kalkıp bi de beni çekip
çevirmek. Ulan îsa mısın ne? Severim oysa onu ama senin halın başka.
Bazıları öyledir, okumazlar, ciddî düşünemezler. Gene de
aydın olmaktan vazgeçemezler. Hâttâ aydın kişi oldukları için
kendilerinde mutlu bir baht, gizli de olsa, bir müstesnalık
bulurlar.