Durup
dururken, müzik, düşler, serseri firar duyuları ve günlük
kahrolası bir alay şu bu varken, kalkıp bi de beni çekip
çevirmek. Ulan îsa mısın ne? Severim oysa onu ama senin halın başka.
Bazıları öyledir, okumazlar, ciddî düşünemezler. Gene de
aydın olmaktan vazgeçemezler. Hâttâ aydın kişi oldukları için
kendilerinde mutlu bir baht, gizli de olsa, bir müstesnalık
bulurlar.
Ne güzel
yaşıyorduk be! Nasıl da yaşatırsın. Kaç bin kere söyleyeyim,
öyle yaşatan, öyle sevdirensin ki... Seni tanımak, seni bir
kerecik bile görmek, milyarla yıl yaşamaktan daha dolu, daha
hazlı ve daha değerlidir. Ama kime bu sözler, anlayana tabii.
Seni anlamak, seni sevmek mühim ve aziz bir iştir. Zor da
değil halbûki, ama İNSAN olmak lâzım.
Artık tek mısra yazamam, bir satır uyku
uyuyamam. Yerin dibine batsın hepsi. Ne bok yemeye sana
iki yıl daha önce rastlayamadım. Ben ki 29 yaşındayım. Ama
binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum.