“Tuhaftır, hiç bunun gibi soğuk, bulutlu, kurşuni günlerde azmazdı depresyonum. Sanki doğa benimle uyum içindeymiş, ruhumu yansıtıyormuş gibi gelirdi. Güneş açıp da çocuklar oyun oynamak için sokaklara çıktıklarında, ne kadar güzel bir gün diye herkes umutlandığında ben kendimi çok kötü hissederdim; benim bir türlü katılamadığım bir coşkunluk gösterisini haksızlık olarak düşünürdüm.”
"Sözcükler! Sadece sözcükler! Ne kadar da korkunçlardı! Ne kadar berrak, canlı ve gaddarlardı! İnsanın bundan kaçması mümkün değildi. Ama bir yandan da ne kadar zarif bir sihre sahiplerdi! Şekilsiz şeylere esnek bir şekil veriyor ve keman ya da ut sesi kadar tatlı, kendilerine has bir müziğe sahip gibiydiler. Sadece sözcüklerdi bunlar! Ama bunlar kadar gerçek olan bir şey var mıydı dünyada?"