Abdullah İbni Ömer iyi halini gördüğü ve bilhassa namaz kıldığını öğrendiği bütün kölelerini azat etmeye başlamıştı. dostlarından biri onu uyarma gereği duydu. Kölelerinden bir kısmının sırf azad edilmek için camiye gittiğini söyleyince ona: Bizi Allah ile aldatmak isteyenlere razıyız karşılığını verdi. Çeşitli sebeplerle 1000’den fazla köle azat etti.
Resul-i Ekrem’in vefatından sonra ona olan sevgisinden dolayı, fahri cihan efendimizin namaz kıldığı yerleri öğrenip oralarda namaz kılar, yürüdüğü yollarda yürür, gölgelendiği ağaçların altında oturur, kurumasınlar diye onları sulardı.
Hele efendimizin selamlaşma konusundaki buyruklarını yerine getirme hususunda pek titiz davranırdı. Hiçbir işi olmadığı halde sadece müslümanlarla selamlaşmak için sokağa çıkar, büyük küçük karşılaştığı herkese selam verirdi.
Bir kötülük yapmak isteyip de sonra bundan vazgeçen kimseye tam bir sevap yazılmasının sebebi o kötülüğü yapabilecek güçte olduğu halde Allah’tan korkarak vazgeçmesidir. Düşündüğü fenalığı yapmaya gücü yetmediği veya buna imkan bulamadığı için yapamayan kimseye ise hiçbir sevap yoktur çünkü o tasarladığı kötülükten vazgeçmek için kendini zorlamamış bu yolda bir gayret sarf etmemiştir.
Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu
“Bir ordu Kabeye saldırmak üzere yola çıkacak bir Çöle geldiklerinde baştan sona bütün ordu yere batacaktır.”
Hazreti Ayşe derki, bunun üzerine ben, ya Resulallah onların arasında ticaret için yola çıkanlar ve kötü niyetli olmayanlar varken niçin hepsi birden yere batacaktır diye sordum Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem
“Hepsi birden yere batacak, ahirette yeniden diriltilip niyetlerine göre hesaba çekileceklerdir.” buyurdu.