Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1070 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Pembe Rengiyle Kendine Hayran Bırakan Amazon Nehir Yunusları
⭕Amazon Nehir Yunusları, Güney Amerika'nın tatlı sularında bulunurlar ve Dünya'nın en iri tatlı su yunusları olarak bilinirler; 2.7 metre uzunluğa ve 140 kilogram ağırlığa erişebilirler. Öylesine çeşitli bir diyete sahiplerdir ki, aralarında nehir kaplumbağaları ve yengeçleri de bulunan 53'ten fazla tatlı su türüyle beslenirler. ⭕Peki, asıl önemli soruyu soralım: Neden pembeler? Aslında bu yunuslar doğduklarında, alışageldiğimiz koyu gri renktedirler; ancak ergenliğe girdiklerinde renkleri açılmaya başlar. Yetişkinliğe ulaştıklarında ise soluk pembe veya koyu pembe bir renge bürünürler. Bu renk değişiminin birçok diğer hayvandaki renk değişim mekanizmasının aksine derinin zaman içerisinde aşınmasıyla ve transparanlaşmasıyla oluştuğu düşünülmektedir. Deri inceldikçe, deri altında akan kan da daha belirgin hale gelmektedir. Bu hayvanlara rengini veren şey de kandır. ⭕Özellikle yetişkin erkekler dişilere göre çok daha net bir pembe renge sahiptirler; çünkü dişilere göre çok daha agresiflerdir ve bu nedenle derileri de daha fazla aşınır. Ayrıca derinin son rengine su sıcaklığı ve coğrafi konumun fiziksel özelliklerinin de etki ettiği bilinmektedir. İlginç bir şekilde, öfkelendiklerinde ya da korkutulduklarında da daha pembe bir renge büründükleri tespit edilmiştir; tıpkı bizim yüzümüzün kızarması gibi! KAYNAK: EVRİM AĞACI
Deneme İnceleme Araştırma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Parmağımızdaki Kesiğe Alkol Sürdüğümüzde Neden Yanma Hissederiz
Elimizdeki kesiğe alkol sürdüğümüzde canımız yanar, bunun sebebi açığa çıkmış VR1 sinir hücrelerinin alkole verdiği tepkidir. VR1 sinir hücreleri, yüksek bir ısıyla karşı karşıya kaldığımızda aktive olan ve durumu beyne ileten ısıya duyarlı reseptörlerdir. Peki, kesiğe sürdüğümüz alkol soğuk olduğu halde neden VR1 reseptörleri aktive olur, neden sanki elimiz yanıyormuş gibi hissederiz? VR1 reseptörlerinin etanole verdiği tepkiyi inceleyen bir çalışmada, bu reseptörlerin aktive olması için gereken ısı eşiğinin etanol nedeniyle ̴ 42°C’den ̴ 34°C’ye (neredeyse 10°C) düştüğü gözlenmiştir. Diğer alkol çeşitleri de benzer bir düşüşe neden olmuştur. Sonuç olarak, alkol uygulanan bölgedeki VR1 reseptörleri daha düşük sıcaklıklarda aktive olup beyne nörokimyasal sinyaller gönderir. Ancak yine de VR1 reseptörlerini harekete geçirecek bir ısı kaynağına ihtiyaç vardır. Henüz kesin bir bilgi olmamakla birlikte, doku hasarı sonucunda oluşan enflamasyon tepkisinde yer alan hücrelerin ürettiği ısı, yanma hissi veriyor olabilir. Veya normalde el yakan sıcaklıkları tespit eden bu reseptörler, sıcaklık eşiği alkol tarafından aşağı çekildiği için, kendi vücut sıcaklığımızı "el yakıcı" olarak hissediyor olabilir. Kaynak: Evrim Ağacı
Deneme İnceleme Araştırma (Bilim)
Daha Mutlu Bir Yaşama: HAYIR!
❗Şimdi elinizdeki telefonu, laptopu, tableti ya da karşınızdaki bilgisayarı, televizyonu artık her nereden izliyorsanız, bırakın desem size. Sonra çıkın, sadece üzerinize bir palto alın. Ben de alayım, ayağımıza da bir çift ayakkabı. Sonra çıkalım bu dört duvar arasından. Sahip olduğumuz her şeyi arkamızda bırakalım. Yapabilir miyiz? Yapamayız değil mi? Biz yapamayız ama geçmişte bunu yapabilen bir filozof vardı. Belki adını duymuşsunuzdur. Diyojen. Kendi deyimiyle bir köpek gibi yaşamaya gönüllü olduğu için “Köpek” Diyojen. ❗Bir gün Diyojen aç karnını doyurmak için bulduğu az sebzeyi yıkıyormuş. Platon yanına gelmiş ve dönemin hükümdarına atıfta bulunarak “Tiran Dionysios’a boyun eğseydin böyle sebze yıkamak zorunda kalmazdın” demiş. Diyojen cevap vermiş: “Sen sebze yıkasaydın Dionysios’a boyun eğmek zorunda kalmazdın.” ❗Özgürlük ne demek.. Size özgürlüğün tanımını sorsam nasıl bir cevap verirdiniz? Çoğumuzun aklına özgürlük deyince hemen tüm sınırların ortadan kalktığı her şeyi yapabildiğimiz, her şeye gücümüzün yettiği bir dünya gelir. Ama biliyor musunuz özgür olmak sınırların ortadan kalkmasıyla değil aksine net ve güçlü sınırlara sahip olmakla ilgili. Ne demek istediğimi biraz daha açayım. Demek istediğim, her insan hayır diyebildiği ölçüde özgürlük alanına sahip çıkar. Hayır diyemediği her konuda sınırlarının ihlal edilmesine izin verir. Benlik kaybı ve psikolojik sorunlar baş gösterir. Bu yüzden sınırlarımızı oluşturup onları kararlı bir şekilde korumaya almazsak, vay halimize… İşte Diyojen, her şeyi arkasında bırakarak, malı mülkü reddederek, insanlardan kendini soyutlayarak kimsesiz, evsiz bir meczup gibi yaşadığı için onu, tüm sınırları ortadan kaldırarak özgürleşmiş bir filozof gibi düşünebilirsiniz. Halbuki Diyojen’in sahip olduğu özgürlüğün temelinde
Deneme İnceleme Araştırma
SEYAHAT EDEMEDEN DURAMAMA: DROMOMANİ
❗Dromomani bir diğer deyişle ''Evsiz Kişi Hastalığı'' çoğunlukla ergenlikte meydana gelen bir rahatsızlıktır. Hastalığa yakalanan kişiler her hangi bir sebep olmaksızın seyahat etmeye başlarlar. Onlar için yola çıkmak yeterlidir. Ailesini, arkadaşlarını ve çocuklarını geride bırakarak yola çıkarlar. ❗Dromomani hastaları için seyahat etmek o kadar da kolay değildir. Çünkü hastalar seyahate çıkarken herhangi bir hazırlık yapmazlar. Normal seyahat eden insanlarda görülen, hava şartlarını dikkate alma, ulaşım araçlarını hazırlama ya da yanına para alma gibi durumlar dromomani hastalarında yoktur. Onlar sadece dışarı çıkmakla ilgilenirler. Çoğu zaman yanlarına para almadıkları için dışarıda ya da bankamatiklerde kalırlar. Ulaşım için ise otostop çekerler. Bazıları ise sadece yürüyerek gitmek istediği yere doğru yola çıkar. ❗Seyahat etmeden duramama hastalığı yaşayan insanlar defalarca geriye dönmek isterler. Ailesini, arkadaşlarını ve çocuklarını özlerler. Fakat bir türlü geri dönemezler. Çünkü, içlerinde bastıramadıkları bir arzu vardır.
Deneme İnceleme Araştırma Psikoloji
Bilime Göre Bu 4 Cümle Girişi İle Daha ikna Edici Olabilirsiniz.
📌İster arkadaş ister iş çevrenizde, sözünüzü karşı tarafa geçirmek için ikna kabiliyetinizin iyi olması çok önemlidir. Bilimsel araştırmalara göre, birazdan öğreneceğiniz 4 cümle girişi ile anında daha ikna edici olabilirsiniz. 📌Yapılan deneylerden birinde sokaktaki rastgele 640 kişiden bir çocuk hastanesine bağış yapmaları istendi. “Muhtemelen reddedeceksiniz” ile başlandığında en yüksek bağışa ulaşıldı. İnsanlardan doğrudan hayır kurumuna destek olmalarını istediğinde, “Muhtemelen sağlık sorunları olan çocuklara yönelik organizasyonlarla ilgileniyorsunuzdur. Bağış yaparak bize yardım edip edemeyeceğinizi merak ediyorum,” Nicolas'ın yaklaştığı kişilerin yüzde 25'i buna uydu. Ancak, bağış istemeye devam etmeden önce “Muhtemelen reddedeceksiniz” sözlerini eklediğinde, uyum oranı yüzde 39'a yükseldi. 📌Bunun nedeni reaktans kuramı, yani insanların kendilerine bir kısıtlama uygulandığında özgürlüğü geri kazanmak için daha fazla motive olma durumu. Davranış bilimcilerine göre, insanların yardım etme istekliliğindeki bu artış, psikolog çevrelerinde yaygın olarak bilinen reaktans teorisini destekler ve bu teori, çoğu insanın kendilerine bir kısıtlama uygulandığında ters tepki verdiğini belirtir. Bu nedenle, “Muhtemelen reddedeceksiniz” sözleri çok etkilidir: insanlara bir çıkış sağlar. Sözler, insanlara kendi özgür iradeleriyle hareket ettiklerini ve kararlarının kontrolünün kendilerinde olduğunu hissettirir. 📌Bahsettiğimiz 4 cümle girişi ise şu şekilde: “Muhtemelen reddedeceksiniz...”, “Bu senin için olmayabilir...”, “İlgilenebilecek birini tanıyor musun...”, “Bunun için doğru kişi olmayabilirsin. Bunun gibi ikna edici ifadeler insanları meraklandırıyor . Bunun gibi ikna edici ifadeler insanları meraklandırıyor . Sadece bu değil, aynı zamanda insanlara bir çıkış ve
Deneme İnceleme Araştırma