Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1065 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Frankl'a göre modern toplumda birçok insanın mutsuz olmasının sebebi, anlam eksikliğinden kaynaklanan bir varoluşsal boşluk hissetmeleridir. Buna varoluşsal boşluk der. 20. yüzyıl itibariyle bu boşluk çok daha yaygındır. Bunu da iki sebebe bağlar. Sebeplerden biri insanın onu hayvanlardan ayıran bir kısım içgüdüleri kaybetmesidir. Bu durum onu bir seçim yapmaya zorlar. Dahası modern dünyanın insanı, geleneklerden de uzaklaşmıştır, ne yapacağı konusunda gereken cevapları hiçbir yerde bulamaz ve bir yaşam felsefesinin rehberliğine ihtiyacı vardır. Böyle bir durumda insan gerçek arzularının farkında değildir. Bunun bedelini iki şekilde öder. Ya diğer insanların yaptıklarını arzular. (uydumculuk) Ya da diğer insanların kendisinden yapmasını istediği şeyleri yapar. (Totalitercilik) Anlam arayışından kopan insan varoluşsal boşluğa düştüğünde: Depresyon, can sıkıntısı ve anlamsızlık hissi yaşar. Tüketim, bağımlılık veya geçici zevklerle bu boşluğu doldurmaya çalışır. Anlamlı hedefleri olmadığı için tatminsizlik içinde kalır.
Sayfa 65 - Destek Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Temel ihtiyaçlarımızın karşılanması hiç bir şekilde tatmin anlamına gelmez, tam tersine boşluk anlamına gelir. Varoluşsal boşluk, kendini çeşitli maskelerle gösterir. En ilkel güç istemi olan para istemi ya da haz istemi bunlardan bir kaçıdır. Depresyonun, saldırganlık ve bağımlılığın altında da varoluşsal boşluk aranmalıdır.
Hayatın Anlamı Onun Bizden Ne Beklediğinde Saklıdır
Hayatın Anlamı Onun Bizden Ne Beklediğinde Saklıdır
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
İnsan Olmak Ne Demektir?
Dünyada var olma durumu, bir insanı kendi boyutundan daha aşağı bir boyuta yönelttiğiniz an ortadan kaybolur. Çünkü insan varoluşunun özü şudur ki insan olmak aslen kendiyle meşgul olması anlamına değil, esasen ve öncelikli olarak kendisinin dışında biriyle temas kurması anlamına gelir. En nihayetinden ucu yine kendinize dokunan bir şeyle temas kurmayı kastetmiyorum. Tamamlanacak bir anlam ve yüz yüze gelinen başka bir insan olmalıdır bu. İnsan olmak, kendinizden daha yüce bir amaca hizmet ediyorsanız ve kendinizden başka bir insanı seviyorsanız en iyi şekilde gerçeğe dönüşmüş olur. Kendinizle ve benliğinizle meşgul olarak veya kendinizi gerçekleştirmeye çalışarak bunu hiç şekilde gerçekleştiremezsiniz.
Sayfa 16 - Destek Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
İnsan kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Bu dünyada hiçbir şeyi kalmamış bir adamın, sevdiğini düşünerek, sadece kısa bir an bile olsa, mutluluğu nasıl bilebileceğini anladım.
Hayatın Anlamı Onun Bizden Ne Beklediğinde Saklıdır
Hayatın Anlamı Onun Bizden Ne Beklediğinde Saklıdır
Ata b. Ebi Ribâh şöyle dedi: "Sizden önceki kimseler (selef) fazla konuşmayı çirkin görürdü. Onlar Allah'ın (cc) kitabı, Hz. Peygamber'in (sav) sözlerini, insanlara iyiliği tavsiye ederken ve onları kötülükten sakındırırken kullanılan sözleri ve geçimin için muhtaç olduğun sözlerden başkasını fazla konuşmak sayarlardı. Sağınızda ve solunuzda oturan ağzınızdan çıkan her sözü yazan ve sizi koruyan yazıcı melekleri unuttunuz mu? Sizden biriniz dünya hayatında ömrü boyunca doldurduğu amel defterinin açılması durumunda onda bulunanların çoğunun ne dünyaya ne de ahirete yarayan kusurlu sözler olduğunun görülmesinden utanmaz mı?
Sayfa 27 - Çelik Yayınları
Din
Ata b. Ebi Ribâh, geçmişteki dindar insanların gereksiz ve boş konuşmaktan kaçındıklarını belirtiyor. Onlar için önemli olan Allah'ın kitabı Kur'an, Peygamber Efendimiz'in hadisleri, insanlara iyiliği emredip kötülükten sakındırmak için söylenen sözler ve kişinin geçimi için gerekli olan konuşmalardı. Ayrıca, insanların her söylediğini kaydeden meleklerin varlığını hatırlatarak, kıyamet gününde amellerin yazılı olduğu defter açıldığında, çoğu konuşmanın boş ve faydasız olduğunun görülmesinden utanılması gerektiğini vurguluyor. Bu sözler, Müslümanları gereksiz konuşmaktan sakınmaya ve söylediklerinin sorumluluğunu düşünmeye teşvik etmektedir.
Bilimin ölüm hakkında söyleyebildiği sadece şu: X oldu! Yani? Yani hastayı kaybettik. Kaybettik derken, lütfen sakin olun, bedeni burada hastanemizde, yoğun bakım ünitesinde duruyor, fakat kaybettik derken, hasta tüm yaşamsal fonksiyonlarını yitirdi. Yani? Yani, nefes almıyor, kalbi atmıyor, beyni çalışmıyor ve diğer tüm iç ve dış organlarda bir canlılık belirtisi gözlenmiyor. Yani? Yani hasta öldü! Evet, bilimin ölüm hakkında söyleyebildiği tel şey aslında budur. Ölüm nedir? Ölüm, insanın ölmesidir. Doğrusu mükemmel bir açıklama. Kusursuz. Eleştirilemez. Yanlışlanamaz. Aksi kanıtlanamaz. Hakkında başka bir şey söylenemez. Çünkü aslında ortada bir açıklama falan yok.
Sayfa 47 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
Din
Evet, ne diyorduk, ölümü açıklamayana şey, aslında hiçbir şeyi açıklamıyor demektir. Uzay hakkında, virüsler hakkında, hayvanlar, ormanalar, denizler, yıldızlar, sürüngenler ev balıklar hakkında istediği açıklamayı yapsın, insana, ölümü açıklamayan bilim, aslında hemen hemen hiç bir şeyi açıklamıyor demektir. Ha, izah ettiği şeyler, önemsiz midir, çözdüğü meseleler değersiz midir, hayır. Ama bu dünyanın en büyük bilmecesi olan ölümün yanında nedir ki?
Sahih metotlarla ve bilhassa adaletle işlediği takdirde bireyi ve toplumu huzura götürecek olan ''otorite'' fikri, bizim tarafımızdan üretilmiş ve yaygınlık kazandırılmış bir ''özgürlük'' tanımı sayesinde, zulüm ve baskı rejimleriyle özdeşleştirilmiş, ne türden olursa olsun bir otoriteye itaat etmek, yine bizim tarafımızdan kölelik olarak lanse edilmiş ve dünya yaşamı, nihayet, binyıllar sonra, bireylerin, kendi nefisleri dışında bir otorite tanıladıkları bir düzleme çekilmiştir.
Sayfa 28 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
Din
Postmodern birey, bu çağda nihayet minyatür bir tanrıya dönüştüğü ve elinin altındaki cep telefonu sayesinde her türlü bilgiye anında ulaştığı için, müzikte, edebiyatta, felsefede, siyasette, dinde ve bilimde, saygı duyacağı itibar edeceği saygın, muteber bir ''otorite'' olgusundan tamamen uzaklaştı.