Hayat bir palavra.
Hayatınızı bir düşünün. Gün boyunca sizi ayakta tutan bütün o küçük ayinleri düşünün; uyandığınız andan, beyninizdeki ısrarcı sesi boğmak için kafanıza litrelerce öksürük şurubu diktiğiniz, gecenin son, yalnız saatine kadar. Hani size vazgeçmeniz, pes etmeniz gerektiğini; yarının bugünden daha iyi olmayacağını söyleyen o sesi. Dişinizi fırçalamanın, üstünüzdeki kıyafetin okula uygunluğuyla ilgili annenizle tartışmanın, ev ödevinin, not ortalamalarının ve erkek arkadaşların ve okuldaki sıcak öğle yemeklerinin abesliğini bir düşünün.
Ve yaşamı.
Yaşamın abesliğini düşünün.
Gigi ellerini gözlerinin üstüne bastırdı. "Görüyorsun ya," diyerek acı acı güldü Gigi. "Bak, ne hale geldim. Istesem bile artık geri dönemem. Artık geçti. Gigi hep aynı Gigi'dir derdim. Hatırlıyor musun? Ama Gigi aynı kalamadı. Sana şunu söyleyeyim Momo, hayatta en tehlikeli şey, gerçekleşmiş hayallerdir. Hele benimki gibi olursa! Artık hayal edecek hiçbir şeyim kalmadı. Sizlere dönsem bile artık orada ise yaramam. Her şeyden bıktım."
Üzgün üzgün pencereden dışarı baktı.
Bir insan 24 saat aynı psikolojide olamayabilir yav. Bazen neşelidir, bazen sıkkındır sinirlidir ve bunların hiç birinin seninle alakası yoktur. Karşınızdakinin her nefes alışını üstünüze alınmanıza gerek yok.