Âdeta yıkıldım.
Kitaba sonunu bilerek başlamış olsam bile öylesine kırıcı bir şekilde sona erdi ki...
Karakterler mükemmeldi. Yazım dili mükemmeldi, ki kitabı sadece dört saatte bitirdim. Yazar ölüm korkusunu, yaşama dair ufakta olsa umut kırıntılarını ve sona yaklaştığımızdaki vazgeçmişliği öylesine güzel anlamıştı ki... Kitap boyunca sürekli bir tedirginlik içerisindeydim. Öleceklerini bilseniz bile kabullenmek çok zor gerçekten. Yirmi dört saatten az bir zaman çerçevesinde geçiyor olsa bile yazar karakter gelişimi konusunda ihmalkâr davranmamıştı. Özellikle küçük detayların bile birbiriyle bir şekilde bağlantılı olması çok hoştu.
Mateo ve Rufus'un ilişkisine gelirsek... Ah... Keşke daha fazla zamanınız olsaydı, keşke birlikte geçirecek daha fazla gününüz; birlikte tarihe kazıyacağınız daha fazla anınız ve birbirinizi sonsuza kadar seveceğiniz bir hayatınız olsaydı.
O umutsuzluk, çaresizlik çok güzel yansıtılmıştı. Hayatınızın belirli bir noktasına gelmişsiniz ve yapmak istediğiniz, yapmayı hayal ettiğiniz o kadar çok şey var lakin önünüzde bunlar için yeterli zamanınız yok. Kısacası yapmayı isteyip de yapmadığınız yahut yapamadığınız şeyleri asla yapamayacaksınız.
Özellikle Mateo buna çok acı bir örnekti...
LGBT+ içerikli bir kitap olduğunu da söylemeliyim.
Gerek diliyle, gerekse sürükleyiciliğiyle kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri. Vakit kaybetmeyin, sadece alın ve okuyun...