Ölüyorum, yardım edin!
Birinci kitabına göre resmen fiyasko. Tamam, ilk kitabında da Juliett karakterini öyle çok sevmezdim ancak kız bu kitapta sabrımı sınadı yemin ederim. Sürekli, "Yok böyle yapınca Adam'a zarar veriyorum, yok şöyle yaparsam Adam ölebilir, yok Adam'ın canını yakıyorum..." cümleleri dönüp duruyor kitabın içinde. Tamam, anladık, Adam'a zarar veriyormuşsun işte, zarar gören kişi bu kadar abartmadı, senin yaptığın bu tantana ne diye kızım?
Sürekli bir şeyleri berbat ediyor, ondan sonra da "Ben canavarım, ben onlara zarar veriyorum, Warner haklı..." deyip duruyor. Halbuki kendini suçlamaya ayırdığın vaktin %0,1'ini hareketlerinin yol açacağı sonuçları düşünmeye ayırsan hem kendin rahatlarsın hem de biz rahatlarız.
Aşk bu kitapta cidden vasat işlenmişti. Hadi ilk kitapta Warner'ı sevmedin, tamam, dedik. Gittin Adam'la oldun, ona da tamam, dedik. Ama bu kitapta ne yaptın sen cidden ya?
Adam mı, yoksa Warner mı bir karar ver artık. Resmen karakter kendi ağzıyla ikisinden de hoşlandığını itiraf ediyordu. Arada Benji'ye de sarkıyordu. Kız kendi bile ne istediğini bilmiyor ki!
Yazık, Benji'm bu salak kızın arkasını toplayıp duruyordu sürekli.
Hele zaten diyaloglara hiç anlam veremedim, birbirleriyle şakalaşıyorlar mı yoksa az sonra kavgaya mı tutuşacaklar belli değildi vallahi.
Kitap boyunca gücünü kontrol etmeyi öğrenmelisin mevzusu dönüp durdu ama gelin görün ki ortada tuğla parçalamaktan öteye giden bir hadise yoktu.
Cidden ilk yüz elli sayfada falan dünya üzerinde ne kadar hastalık varsa hepsini geçirdim.
Şimdi bu Juliett yaşadığı bu şeyler üzerine bir de gidip Adam'la olursa tekrardan artık cidden çıldırırım.
O kadar savaş dediler, herkes savaşacak, falan dediler. Savaş dediğini on sayfa bile yazmamış sevgili yazarcığım.
Yazım diline gelirsek, ki bence