Esra

8/10
·72 syf.··
2023 28. kitabı
"Belki de birbirimize söyleyecek bir şeyimiz kalmadığı için yazıyorum." (sayfa 53) Kitabın orijinal adına ve anlamına bakmadım ama bizdeki hâli çok hoşuma gitti. Annie Ernaux babasının kendindeki, kendi dünyasındaki yerini düşünürken biz de ona eşlik ediyoruz gibi hissettim. Başta nereden başlayacağını bilemez şekilde, âdeta çalakalem yazdığı dağınık, rastgele anıların gittikçe daha belirginleşmesini, kitaba hakim duygunun yazar babasına dair ânları hatırladıkça artışını okumak oldukça keyifliydi. Aynı zamanda bu kitapla birlikte toplamda iki Arneux kitabı okuama rağmen Babamın Yeri'nde okuduğumuz üzere; yazarın babası ile arasında gittikçe üstü kapalı fakat iki tarafın da bilincinde olduğu bir rekabete dönüşen "sınıf meselesinin" de Annie Hanım'ın edebiyatında önemli bir yere sahip olduğunu hissediyorum. Kısacası Babamın Yeri'ni oldukça sevdim. Sayfa 67'deki bana çok dokunan şu alıntı ile bitireyim: "Bir yandan Simone de Beauvoir'ın Mandarinler'ini okumaya çalışırken, bir yandan da ona göz kulak oluyordum. Kendimi okumaya veremiyordum, bu kalın kitabın belli bir sayfasına geldiğimde babam artık yaşamıyor olacaktı."
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,909 okunma
Reklam

Esra

, bir kitap okudu
8/10
·72 syf.··
2023 28. kitabı
Annie Ernaux
7.6/10 · 3.909 okunma
"Döşeğinin kılıfını değiştirmek için yaptırdı onu annen," dedi. Döşeği göstermek için yorgani çekti. Hastalığının başından bu yana ilk defa etrafındaki bir şeyle ilgileniyordu. Bu ânı hatırladığımda, henüz hiçbir şeyin yitip gitmediği hissine kapılıyorum, fakat o kadar da hasta olmadığını göstermek için sarf ettiği bu sözler, dünyaya asılmak için gösterdiği bu gayret tam da uzaklaşmakta olduğunun işaretiydi.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Belki de birbirimize söyleyecek bir şeyimiz kalmadığı için yazıyorum.
Sayfa 53·Kitabı okudu
5/10
·416 syf.··
2023 27. kitabı
Kendisi zamanında evli bir kadınla ilişki yaşamış, sonra da o kadının çocukluğundan beri tanıdığı, hatta kendi kızı olma ihtimali de bulunan kızıyla ilişki yaşıyor olduğu hâlde herkese, özellikle de kadınlara ahlâk satan Samim'e sinir olmayan var mı ya? Hiç öyle "donemine göre yorum yapayım" topuna giremeyeceğim; sözde çağının ötesinde, inanılmaz entelektüel, ileri görüşlü (hatta âdeta bir müneccim), neredeyse bilge bir karakterin bu kadın düşmanı yaklaşımını ne dönemi (ki 1951'den bahsediyoruz, taş devri değil) ne de karakterin kusuru gibi şeyler aklıyor çünkü hayır, bunlar karakterin kusuru gibi de yansıtılmamış, ya da "O da öyle işte, herkes en doğru olmak zorunda değil" dememiz için de yazılmamış; Samim bayağı bayağı idealize edilmiş bir karakter. Mesela kitapta bir başka sinir bozucu erkek karakter de Ferhat ama o beni Samim kadar rahatsız etmedi çünkü ona eleştiri getiriliyor, idealize edilmediğini hissedebiliyorsun. Ölüm tehditleri savurduğu, ahlak kumkuması kesildiği kadınlar tarafından bu ikiyüzlü tavrı bizzat eleştiriliyor ama Samim'i okurken bu his yok. Bütün kadınlar icin dünya bir yana Samim bir yana. En bilge, en her şeyin ötesini gören ve en her zaman haklı olan kişi romandaki kadınlara göre bile Samim. Bence bu büyük bir sorun. Tasvirlerin iyi olması, kitapta birçok güzel cümle bulunması filân romanın içeriğindeki bu sorunları kapatmadı benim gözümde ne yazık ki. Halbuki ilk 100 sayfa gerçekten çok güzeldi, Samim'in defterine Meral için yazdıkları, o tedirgin, diken üstünde ve yoğun aşkı çok güzel anlatılmıştı. Sonra Samim'i tanımaya başladık ve işler değişti. Aslında Peyami Safa yer yer Meral'i anlamaya çalışmış ama gözündeki çarpık ahlâk perdesini bir türlü indiremediği için maalesef başarılı olamamış. Bu kitabı sadece Meral'in bakış açısından
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
Reklam