Esra

7/10
·416 syf.··
2026 14. kitabı
7,5/10 Uzun bir bestenin ayrı bölümleri gibi hepsinin birbirine bağlı olduğu "hikâye içinde hikâye içinde hikâye" bir roman Avucumda Rüzgâr Var. İsmail Güzelsoy Türkçe'yi çok iyi kullanmış, kelimeleri eğip bükerken ne aşırıya kaçmış ne de yavan hissettirmiş. Ve büyülü gerçekçiliği çok etkin ve güzel kullanmış. Bu romana bu üslup çok yakışmış, büyüleyici bir masal dinler gibi okudum. Yalnızca bu masalsılığın doğurduğu gerçeküstü romantizmi zaman zaman yorucu ve tatsız buldum. Bir de Firdevs'in kötülüğünü çok düz ve ona karşı tavırları aşırı buldum. Ama bütününde hikâyesi, kurgusu ve anlatımı ile gerçekten çok etkileyici bir roman. Çok beğendim.
Avucumda Rüzgar Varİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2022161 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·352 syf.··
2026 3. kitabı
Fikrimin İnce Gülü'nün karakter oluşturma, bilinç akışını kullanma ve seçtigi imgeleri hikâye akışına yerleştirme açısından çok başarılı bir roman olduğunu düşünüyorum. Kendini gerçekleştirememiş ve hep bir arayış içinde olan Bayram'ın Mercedes'e tutkunluğu, yabancılaşmış, aidiyetini yitirmiş Bayram'ın öksüz ve yetim oluşu, Mercedes'in Türkiye'ye girer girmez hasar alması, yol ilerledikçe arabanın eksilmesi gibi bir sürü yorumlanası noktası var. Yer yer yorucu olabiliyor ama kitap boyunca o bal rengi Balkız'ın sağ koltuğuna oturmuşum da Bayram Almanya'dan Türkiye'ye gelirken bana bütün bu hikâyeyi anlatmış gibi hissetmeyi gerçekten çok sevdim. Adalet Ağaoğlu'nun antipatik bir karakteri ne bize acındırarak ne de bizi ondan tiksindirerek, ülkemizin o dönemki sosyolojik ve politik durumunu da arkasına alarak anlatmış olmasını da sevdim. Bayağı sevdim bu kitabı. Sayfa 259'dan şu alıntıyı bırakıyorum. "Kim insan, kim hayvan? Ben, bizim inat katıra bile vuramazdım böyle. Kır at da önü sonu kocamış, hep yiyen bir attı. Amcam onu vurduğunda, sebebini bildiğim halde, kara göründü amcamın yüzü bana. Kötü göründü. Taş yağmuruna tutmak bile istedim onu. Yanından kaçtım. Şimdiyse... İkincisinde, üçüncüsünde tedirginliği azaldı. Kendi kendisiyle kavgası duruldu. Açıklıkla bilemediği bir şeylerden utanıyordu: Öyle ya, amcam hiç değil alnından bir vuruşta kır atı... Acısını duyurmadan... Gene de atın bakışına utanmadan dayanmaya... Değil ki böyle... Giderek utancı da yatıştı. Sonra da kanıksadı. /.../ Alışmak denilen zehir. Acı çektirmeye acı çekmekten daha mı kolay alışılır?"
Fikrimin İnce GülüAdalet Ağaoğlu · Boğaziçi Üniversitesi Yayınları · 20252,537 okunma
4/10
·152 syf.··
2026 2. kitabı
Uzun zamandır okuduğum en tatsız tuzsuz kitaptı açıkçası. 1 değil de 2 yıldız verme sebeplerim bana yaşlı insanların yalnızlığını düşündürmesi ve beni bu konuda ürkütmesi, bazı sanatçıları, şarkıları filan not almamı sağlaması ve çevirmenin notları sayesinde orijinal dilindeki kelime oyunlarını fark etmemdi. Yanlış bir sırayla okumuş olabileceğimi de düşündüm, yazardan daha fazla şey okumuş ve onunla bir bağ kurmuş olsaydım daha fazla sevebilirdim belki ama bir yandan da bu bir seri değilse böyle bir sıralama gözetmeme ne gerek var, değil mi? Sonuç olarak bende olmadı bu kitap ya :/
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258,1bin okunma
9/10
·293 syf.··
2026 1. kitabı
"Onu gitmesi için cesaretlendirebilir ama gidişini izleyemez." (sayfa 173) Romanına William Shekespeare gibi bir ismi alıp onun neredeyse adını bile geçirmeyen, hatta ondan "Agnes'ın kocası" diye bahseden ve hikâyenin kalbine Shekespeare'in kaynaklarda adı bile doğru düzgün geçmeyen, hatta küçümsenen, Shekespeare'e layık görülmeyen eşini yerleştiren yazarı takdir ettim öncelikle. Yazar evlat kaybını o kadar içeriden bir yerden yazmış ki sonlara doğru kitabı bir kenara bırakıp acaba böyle bir şey yaşamış mı diye bi' baktım. Bulamadım öyle bir bilgi. Edebiyatının gücü demek ki. Kitapla ilgili söyleyebileceğim tek olumsuz şey şu olabilir: Finali çok sevdim ama sanki metnin orada biraz daha susmaya ihtiyacı varmış gibi hissettim. En azından Hamlet oyununda hayalet üzerinden kurulan tersine kurgunun, bunun babanın yasla başa çıkma yöntemi ya da yasını yaşama şekli olduğunun yorumunu bize bırakabilirdi yazar ama orada da sanırım Hamlet'in bir tregedya olmasına paralel olarak duyguyu coşkun bir yerden yazma isteği vardı, Agnes'in de eşine bakış açısını değiştirdiği ândı. Bunun dışında gerçekten kitabın dili, edebiyatı, kurgusu, her şeyini ben çok sevdim. Yıla böyle güzel bir kitapla başlamak da mutlu etti beni. Film uyarlamasını da bir ân önce izlesek keşke.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
7/10
·328 syf.··
2025 32. kitabı
Biricik karısını kaybedince yaşama amacını da kaybeden ve ölmek isteyen ama bu yolda önüne sürekli engeller çıkan, bir türlü ölemeyen, öfkeli, aksi, boomer* bir adam Ove. Site içinde araba sürülmesine kesinlikle karşıdır, beyaz gömlekli bürokratik insanlardan nefret eder, kedi ve köpeklerden, çocuklardan hoşlanmaz, küfürbazdır, değişimden ve değişmekten nefret eder, kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır... Tam bi' çatlak, hatta sinir bozucu bir herif. Ama o çatlaklardan içeri hayatın sızacağını kitabın daha ilk cümlesinde anladım elbette. Onu bekledim, beklerken bazen sıkıldım, bazen hah işte geldi dedim, bazen göz devirdim bazen gözlerim doldu. Evet çok klişe, tahmin edilir, yer yer aşırı çiğ hissettiren ama bir yanıyla kesinlikle insana iyi gelen, insanın içini ısıtan, sade ve samimi diliyle seni sarıp sarmalayabilen bir kitaptı bence. Abartıldığını düşünüyorum ama neden abartıldığını da anlayabiliyorum. Yalnız Ove benim komşum olsaydı ben o kadar anlayışlı olmazdım ona karşı, bende o tahammül kalmadı Ama başta Pervaneh olmak üzere bütün o komşular ve tatlı kedicik iyi ki vardı. Bir de İskandinav Edebiyatı/Sineması dendiğinde benim aklıma genelde kasvetli, travmalı, varoluş sancılarıyla yüklü, ağır içerikler geliyor. Kafamdaki o algıyı yıkan bir kitaptı, bu yönüyle de keyifliydi.
Ove Diye BiriFredrik Backman · Kairos Kitap · 2025791 okunma