İzah mükemmeldi. Gülümsedim. Dün gece bu nüansı niçin kaçırmıştım? İçimdeki muhalefetin oyunudur bu. Kalbe karşı bu muhalefetin akıldan veya gururdan geldiği sanılır. Bence bu, kalbin kendi kendisine karşı müdafaasıdır. Sevgilide kaybolmamak için nefret sebepleri arar, bulamazsa yaratır. İşte böyle, kendi kendini aldattığını anlayınca da utanır ve ona daha çok bağlanır. Kendi yalanlarını affetmeyen kalbin kendine verdiği ceza.
Bu kitabı bu sene içinde izlediğim Six Feet Under dizisinde duymuştum ve o zamandan beri aklımdaydı. Günde birkaç sayfa okuyarak gittiğim için uzadı biraz ama nihayet tamamladım kitabı.
Eşini kaybetmiş bir adamın yas günlüğü denebilir A Grief Observed için. Yazarın zaman zaman başa çıkamadığı acıyı, eşine olan özlemini, Tanrı sorgulamasını, kendiyle ve yas tutmanın bencilliğiyle yüzleşmesini okuyoruz. Spontane yazılmış notlar gibi, o yüzden belli bir akışı ya da tutarlılığı; yani mesela giderek azalan bir acı anlatımı filân yok. O gün eşiyle ve kendiyle ilgili ne hissediyorsa onları yazmış. Altı çizilecek çok fazla cümlesi olan, sevdiği birini kaydetmiş herkesin ama bence henüz böyle bir kayıp yasamamış olanların da sevebileceği, kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap. Gayet güzeldi. Keşke Türkçe'ye de çevrilse.
... Çünkü hepimiz suçluyduk; öyle ya da böyle. Çünkü diğerlerinin öldüğü bir şeyden sağ çıkmıştık.
Buna karşılık kocam, sanki masummuş gibi sakin sakin karşımda oturuyordu. Bunu anlayamıyordum.
O odada dururken, kocamı kıskanıyor değildim. Çocukken bu steril odada yaşamak zorunda kaldığı için daha ziyade ona acıyordum. Burada, bu şekilde yetiştirilen bir insanın eksiksiz, tam bir insan olamayacağını hissediyordum. Ancak insana benzer bir şey olurdu. İçimdeki duygu buydu.