... ayrıca öğrenmiştim ki hiçbir istediğimizi elde edemediğimiz, her şeyin gücümüz ve yeteneklerimizin erişiminin dışında kaldığı bu aptalca önemsiz hayatlarımızın bu dünyada bir yeri vardı, dolayısıyla en tepedekinde de bir yeri vardı, çünkü kitaplar vardı, tek yapman gereken onları alıp okumaktı, beni kitaplardan benden başka kimse mahrum bırakamazdı.
Her ritüel törene tabi değildir, her ritüelin kesin sınırları yoktur, kimisi gündelik hayatın orta yerinde şekillenir, ve ancak normalde sıradan sayılabilecek durumlara kattıkları ağırlık ve derinlikle ayırt edilebilirler.
Bir şeyi az bildiğinde, o yoktur. Bir şeyi çok bildiğinde, o yoktur. Yazmak var olanı, bildiklerimizin gölgesinden çekip çıkarmaktır. Yazmanın olayı budur. Orada olanlar değil, orada ne gibi eylemlerin gerçekleştiği değil, bizzat orasıdır. Orası, yazmanın mekânı ve amacıdır. Ama oraya nasıl ulaşırız?
Güzel bir tabloya baktığımda gözlerime yaşlar doluyor, ama kendi çocuklarıma baktığımda değil. Bu, onları sevmediğim anlamına gelmiyor, çünkü seviyorum, hem de bütün kalbimle, bu sadece onların kattığı anlamın bir hayatı doldurmaya yetmediği demek, en azından benimkini.