Kendini ait hissetmiyorsan iyi bir işe, güzel bir eve, güzel ve zengin bir sevgiliye sahip olduğun hayat sana kendini mutlu hissettirmeyebilir, o hayatı "seninmiş gibi" sahiplenemezsin de bazen bir hapishane hücresine bile daha fazla ait hissedersin kendini. Ama çoğu zaman hiçbir yere tam bir aidiyet hissedemezsin, tıpkı bu romandaki baş karakter gibi, tıpkı "kimsenin yaşantısını beğenmedim, kendime uygun bir yaşantı da bulamadım" diyen Selim gibi...
Uyumsuz, kitaptaki ifade şekliyle "dünya ile arasına mesafe koymuş" karakterleri okumak her zaman ayrı bir zevk vermiştir bana, Elden Düşme Dünya da bu anlamda beni içine alan, baş karakteriyle epeyce bağ kurduğum bir roman oldu. Farklı ülkekerde farklı toplumlarda doğmuş, farklı hayatlar yaşamış olmamıza rağmen kendime birçok yönüyle benzettim, birçok kez cümlelerin yanına "ben de böyleyim" diye not aldım. Eminim ki okuyan birçok insan da benim gibi hissetmiştir karaktere karşı. Velhasıl; hayatın içinden, birçoğumuza benzeyen birinin birçoğumuza benzeyen hayatından bir kesiti yalın ve etkili bir edebî dille okuyoruz. Oldukça beğendim.