“Seçmeler” ilk başta sakin ve sade bir hikâye gibi başladı ama okudukça beni iki duygu arasında bıraktı. Bir yandan anlatımın dinginliği ve karakterin iç dünyasına yapılan o ince yolculuk hoşuma gitti, bir yandan da sanki tam yakalayamadığım bir şey varmış gibi hissettim.
Kitap bittiğinde net bir duyguya sahip değildim; biraz etkilendim ama biraz da kafam karıştı. Özellikle karakterin içsel mesafesiyle empati kurmakla kuramamak arasında kaldım. Sanırım “Seçmeler” benim için tam olarak sevdiğim ya da sevmediğim değil, arada bırakan bir kitap oldu.