: Altmış yaşma geldi, öyleyken Nir vana’ya ulaşamadı. Yetmişine, seksenine gelecek, sen de, ben de, biz de onun kadar yaşlanacağız, eg zersiz yapacak, oruç tutacak ve murakabeye dalaca ğız. Ama Nirvana’ya ulaşamayacağız asla, o da ula şamayacak, biz de. Ah, dostum Govinda, öyle sanı yorum ki, ne kadar Samana varsa hiçbiri, ama hiçbi ri Nirvana’ya ulaşmayacak. Ele geçireceğimiz tek şey kimi avuntular, kimi duyarsızlıklar olacak, bir takım beceriler elde edeceğiz ve bunlarla aldata cağız kendimizi. Ama asıl önemli olan şeyi, o yollar yolunu bulamayacağız.”
Ben’den uzaklaştıran pek çok yo lu yürümesini öğrendi. Acılara katlanarak, gönüllü ıstırap, açlık, susuzluk ve yorgunluk çekip bunları yenerek nefsini öldürme yolunda yürüdü. Meditas- yonla, tüm imge ve düşünceleri kafasından uzaklaş tırarak benliğini öldürme yolunda yürüdü. Bu yol larda ve daha başkalarında yürümesini öğrendi, kendi Ben’ini terk etti binlerce kez, saatler ve gün lerce Ben’sizlikte yaşadı. Ama yollar kendisini ne kadar Ben’den uzaklara alıp götürse de,, bir yerde durup ileri geçmiyor, onu yine alıp Ben’e getiriyor du. İsterse Siddhartha binlerce kez Ben’den kaçıp gitsin, hiçlikte yaşasın, hayvanda, taşta kalsın bir süre, sonunda yine Ben’e dönüşün elinden kurtula mıyor, vakti gelince yine kendini bulmaktan kaça mıyordu, güneş ışığında ya da mehtapta, gölgede ya da yağmurda yeniden Ben oluyor, Siddhartha oluyor ve zorunlu çevrimin sıkıntısını duyuyordu yine.
Bir hedef bulunuyordu Siddhartha’nın önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arın mış, istemelerden arınmış, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış. Ölerek kendinden kurtulmak, ben olmaktan çıkmak, boşalmış bir yürekle dingin liğe kavuşmak, benliksiz düşünmelerle mucizelere kapıları açmak, işte buydu onun hedefi. Ben tümüy le saf dışı bırakılıp öldürüldü mü, gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri kısıldı mı, işte o zaman gözlerini açacaktı en son şey, varlıktaki artık Ben ol mayan öz, o büyük giz.