Şuara Suresi bizlere Musa Aleyhisselam'dan bahsediyor.
Düşünün ki bir gruba önder olmuşsunuz, kimseye bir zararıniz yok ama dünyanın en zalim adamı peşinizde! Sizi ve size
inananları aci içinde öldürecek! Ve siz kaçryorsunuz onlar kovalıyor. Hikâye anlatmryorum bizzat ayeticelilde Rabb'imizin
buyurduğunu izah ediyorum. Koşuyorsunuz ve geldiğiniz yer koskoca Kızıldeniz'in kıyısı Atlasanız boğulacaksınız, dursanız
Firavun geliyor doğranacaksınız. İşte tam da böyle bir zamanda kavmi Musa Aleyhisselam'a teselli vermedi, "Öl de ölelim."
demedi. Süphanallah düşünebiliyor musunuz? Bir anda yol arkadaşlarınız, dostlarınız en zor anınızda ""Senin yüzünden diye homurdanmaya başlıyor, ardından Kızıldeniz köpürüyor arkadan Firavun geliyor. Musa Aleyhisselam'in dilinden tek bir nida
çıktı o anda, kıyamete kadar her mümin zikredecek bu kelamı "Inne meıye Rabbi seyehdin." bu kelam değil miydi Kızıldeniz'i
yardiran, dert sanılan Firavun'u boğduran? Neden zor geliyor Rabb'imize güvenmek bizlere? "Ben Allah'la beraberim O bana çare gönderir!" işte bu kadar! "Ben Rabb'imle beraberim o bana çare gönderir. desek neden açılmasın ki kapılar bize? Böyle bir anı biz hayatımızda yaşamış olabilir miyiz? Senin ummanlar kadar çok gördüğün dertlerin, Allah'ın rahmet deryasında yalnızca bir damladır. En etkili son, en dipten başlayıp zirvede bitirebilenlerindir. Yarattıklarını görüp dururken Allah hakkında kuşku duyana şaşarım. Yüreğini yakan felaketler varsa yangınını öndürecek mucizeler de vardir elbet.. Kalıbını tuttuğun gibi kalbini de tut kıbleye. Her secdede Kabe' ye değdir alnını. Yöneldiğinde Kabe'nin analık ettiği nurlu sütunun önünde ağırlanan aziz bir misafir bil kendini.