elektronik dönem, bizi bir takıma alfabeden, matbaadan önceki zamanlara götürdü. koca bir kabile halkı gibiyiz sanki. köy alanında olup biteni izleyen, ümmi bir kabile halkı gibi, dünyanın gidişatını bu ışıklı pencereden izliyoruz. yazı nedir? bir çeşit simgedir. soyutlamadır. okuma nedir? bu simgeleri kafada düşünce haline getirmektir. insan okuduğu ile arasına bir mesafe koyabilir. onu objektif şekilde tartabilir. şu halde okuma gelişmiş bir dönemin ürünüdür. görme ve işitmeye dayanan algılama ise, ilkel insan topluluklarının algılamasıdır. eğitim, haber alma, sanat audiovisuel' le bir kolaylığa indirgeniyor. milyonlarca insanın kültür seviyesi, daha doğrusu kültür seviyesizliği, ortalamasına seslenmek zorunluluğu, televizyonu ister istemez dünyanın her yanında oniki ondört yaşında bir çocuk zekası ortamına düşürüyor.
tutuculuk, uluslara zaman kaybettirmekten başka hiç bir işe yaramıyor. uluslar bu zamanı yitirirken, herkes marcel proust değil, kaç kuşaklar ziyan oluyor.