dünyaya bir daha gelirsem
aklı başında bir insan olacağım
akşamları erken uyuyacağım
ne işim var öyle meyhanelerde
pazarları
parklarda gezineceğim
karımla
ben onu bunu bilmem
şunu bilirim
şunu söylerim
ölmek veya ölmemekte
bütün mesele
bütün mesele
yetişir ki insan ölmesin
akşamları uyup
sabahları uyansın
ve saçları dağılsın rüzgârda
yetişir
"liberal parti, asabı bozuk olanların partisidir." diyor tibuk. bundan da partinin genel başkanı olarak kendisinin asabının şiddetle bozuk olduğu anlaşılıyor. "eğer, bir ülkede hükümet, deli dumrul gibi, her dakika vergi çıkarıyor ve uyguluyorsa, ekonomik gelişme olamaz." deyişinden de asabının neye bozuk olduğu somut olarak su yüzüne çıkıyor. tibuk vergiye gıcık. yerden göğe kadar haklı. bu kadar da vergi olmaz ki!
elektronik dönem, bizi bir takıma alfabeden, matbaadan önceki zamanlara götürdü. koca bir kabile halkı gibiyiz sanki. köy alanında olup biteni izleyen, ümmi bir kabile halkı gibi, dünyanın gidişatını bu ışıklı pencereden izliyoruz. yazı nedir? bir çeşit simgedir. soyutlamadır. okuma nedir? bu simgeleri kafada düşünce haline getirmektir. insan okuduğu ile arasına bir mesafe koyabilir. onu objektif şekilde tartabilir. şu halde okuma gelişmiş bir dönemin ürünüdür. görme ve işitmeye dayanan algılama ise, ilkel insan topluluklarının algılamasıdır. eğitim, haber alma, sanat audiovisuel' le bir kolaylığa indirgeniyor. milyonlarca insanın kültür seviyesi, daha doğrusu kültür seviyesizliği, ortalamasına seslenmek zorunluluğu, televizyonu ister istemez dünyanın her yanında oniki ondört yaşında bir çocuk zekası ortamına düşürüyor.