zanted

zanted
@thzntd
english translation and interpreting student

zanted

, bir kitap okudu
10/10
·680 syf.··
15 günde okudu
·
2024 10. kitabı
Fernando Pessoa
8.4/10 · 14,6bin okunma
Reklam
10/10
·680 syf.··
2024 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2024 21:37
Huzursuzluğun Kitabı'nı okurken, kendimi Bernardo Soares’in içsel dünyasında kaybolmuş buldum. Pessoa’nın bu eseri, bir olay örgüsünden yoksun olmasına rağmen, insanın varoluşunu ve yalnızlığını derinlemesine sorgulayan felsefi bir hazine gibi. Soares’in yaşadığı sürekli huzursuzluk, dış dünyadan kopukluğu ve içsel çatışmaları, bir noktada benim de hissettiğim varoluşsal sorulara karşılık geliyor. Kitap boyunca hayatın anlamsızlığı, ruhsal bunalım ve gerçekliğin belirsizliği üzerine yaptığı sorgulamalar, beni düşünmeye itti. Pessoa’nın dilindeki yoğunluk ve derinlik, Soares’in dünyasına daha da çekilmemi sağladı; sanki her cümle, modern insanın ruh haline dokunan bir inceleme gibiydi. Her sayfada hissettiğim bu içsel huzursuzluk, kendi varoluşumu daha çok sorgulamama neden oldu ve kitabı bitirdiğimde, ben de Soares gibi hayatı anlamlandırmaya çalışırken buldum kendimi. Kullanılan dil ve üslup da kitabı kendimle özdeşleştirmemde yardımcı oldu.
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
Duruma bakıp kendilerini daha az ürküten ne varsa, ona inanmak istiyor insanlar. Belki "Yaratmanın yalnızlığı" adını verdiğim de, inanmak istediğim bir şey. İstediğim için inandığım bir şey. Kim bilir? Belki Yaratman —yani Düzeltmen— hiç de yal­nız değildir, gecenin ağır ağır düzlüğe yayıldığı şu saatlerde. Işıkların sönmesini önlemek ister görünüyor ise de, böyle bir şey dilememekte, bunu başarmak için herhangi bir çabaya girişme­ mektedir belki de. Onun herhangi bir şey yapmaması, gecenin işçilerini yüreklendiriyor olabilir. Daha daha, geceyi hazırlamak­ ta işçiler Yazardan —düpedüz Yazardan, Yaratman, Düzeltmen falan değil...— yardım görüyor olabilirler.
Alıntı
Bir anlamda, herkes düşman. Düşmanım. Düşmanımız. Ya da, günü gelince düşman olabilir. Örneğin, kendi arkadaşlarımız, yandaşlarımız... İşkil, kuşku, yaşamımızın temeline koyduğu­ muz harç olmalı; yediğimiz ekmek, içtiğimiz su olmalı. Gene de bilmeliyiz ki bu dünyada bizi aldatmayacak üç beş kişi vardır. Her işkilin, her kuşkunun vurulacağı denektaşı; her eylemi, her gücü üzerinde bileyeceğimiz bileği taşı; her umudu ayakta tuta­ cak kilit taşı birkaç kişi. Vur deyince onlar, vuracağız; öl deyin­ ce öleceğiz; yaşa deyince yaşayacağız. Bu kişiler, yalnız bizi de­ ğil, bütün dünyayı ayakta tutacak. Buna inanmak, buna güven­ mek zorundayız.
Alıntı