uyku, son bir yıldıza da erişmiş
dudaklar yara almadan kaçmakta öpücüklerden
ipek pabuç cam kırıklarından zarar görmemiş
şarap düşüncelerin günbatımından süzülüyor hızla
sadık değildir benim sevgilim,
bilirim,
süzülüp gider kimi zaman
yüksek ökçeli pabuçlarıyla kente,
barlarda ağzında saman çöpüyle,
öper kadehleri dudaklarından,
ve bulur her şey için bir sözcük.
ama benim için anlaşılmazdır bu dil.
ben de orpheus gibi çalıyorum şimdi
hayatın tellerinde ölümün ezgisini
ve yeryüzünün, bir de cennetin efendisi
gözlerinin güzelliğine söyleyebileceklerim
karanlık şarkılardır yalnızca.
dökül ey yürek, zamanın ağacından,
dökülün yapraklar,
kim bilir ne zaman
güneşin kucakladığı, soğumuş dallardan,
dökülün, büyüyen gözlerden dökülen yaşlar gibi.