Uzun zamandır bu kitap nasıl diyen herkese sessizce "güzel bir kitap, öneririm" dedim. Kimseye "defalarca kez okuyup, hep aynı satırlarda ağladım" demedim. "Benim hayatımdan çok fazla parça taşıyor ve bu benim canımı çok yakıyor" demedim, belki de diyemedim. Ama şimdi bazı şeyleri aştığım için ya da artık aynaya baktığımda ölen bir adam değil de yaşamak için elinden gelen her şeyi yapan bir adam gördüğüm için diyebiliyorum ki: Bu kitap benim hayatımın büyük bir bölümünü temsil ediyor. Turgut'u çok iyi anlıyorum ve artık bu o kadar da acıtmıyor sanki. Nasıl olur bilmiyorum ama öyle işte...
Kitap incelemesine çok benzemedi sanki ama gecenin bu saatinde neden yazmıyorum diye bir kaç kere sordum kendime. Okursanız şayet bilemenizi isterim ki bu kitap türünün en iyi kitabı değil (Kara Kitap en iyilerinden biridir bence) ama bu kitap türünün en çok acıtmayı başarabilen kitabı olabilir...
"Ne çok acı var" diye defalarca tekrar ettim ben bu kitabı okurken. Nazi kamplarına sırf inançları uğruna atılmış olan yazarımızın Logoterapiyi, deneyimlerinden yola çıkarak oluşturuş sürecini okuduğumuz bu kitap, psikolojik anlamda çok iyi deneyimlerden oluşuyor. Ben beğendim ve etkilendim. Umarım okuyan herkes benzer şeyler hisseder.