Erhan AKGUN

Adalet
Dinsel ve ideolojik dogmaların İçinde bulunduğumuz bilimsel çağda hala oldukça çekici gelmesinin nedeni tam olarak bu üzerimize çöken karmaşık gerçeklikten kaçabileceğimiz sığınılacak bir liman olmaları
Reklam
Adalet
Bir zamanlar, Afrika ya da karayiplere adımını bile atmamış sevimli İngiliz Hanımlar Londra borsasından hisse senetleri ve bonolar alarak Atlas okyanusunda yapılan köle ticaretini finanse etti. Sonra da akşamüstü çaylarına çekilen Cehennem azabından bihaber kölelerin çalıştığı tarlalardan gelen Karbeyaz şekerleri attılar.
Adalet
Çalmayacaksın emri, çalma eyleminin size ait olmayan bir şeyi kendi ellerinizle fiilen el koymak anlamı taşıdığı bir dönemde formüle edilmiş. ancak hırsızlığa dair gerçekten önemli tartışmalar artık bütünüyle farklı senaryolar üzerinden dönüyor. varsayalım büyük bir petrokimya şirketinin hisselerine 10 bin dolar yatırıyorum ve yılda %5 kar elde ediyorum. şirket büyük kazançlar elde ediyor Çünkü dışsallıklar için vergi ödemiyor yörenin su kaynaklarına Halk sağlığına ya da bölgenin doğal hayatına verdiği hasarı umursamadan zehirli atıklarını yakındaki bir dereye döküyor. servetini kullanıp kendisini herhangi bir tazminat talebinden koruyacak bir avukat ordusuna sahip. Ayrıca daha sağlam çevre yasaları çıkarılmasına engel olmak için lobi faaliyetleri yürütüyor. bu şirketi bir Nehri çalmakta suçlayabilir miyiz? Şahsen benim kimsenin evini soyduğum ya da cüzdanından paralarını yürüttüm yok. Bu şirket nasıl kazanç sağlıyor haberim yok. bu hisse senetlerine yatırım yaptığımı bile hatırlamıyorum. Peki o zaman hırsız sayılırmıyım? konuyla ilgili tüm gerçekleri Bilmemin bir yolu yoksa nasıl ahlaklı davranabilirim? Bu sorun niyet ahlakı yoluyla baştan savunabilir. Önemli olan neyi niyet ettiğim tam olarak ne yaptığım ya da yaptığım şeyin sonucu değil Fakat her şeyin birbiriyle iç içe geçtiği bir dünyada En mühim ahlaki zorunluluk bilme zorunluluğudur.
Adalet
İlkel bir avcı toplayıcı gayet iyi bilirdi yediği şeyin kaynağını (kendi toplamıştı çünkü) çarıklarını kimin yaptığını (Az ileride uyuyordu) ve emeklilik fonunu ne yaptığını çamurda oynuyordu o zamanlar insanların tek bir emeklilik fonu vardı ve adına da çocuk deniyordu. ben bu Avcı toplayıcıdan daha cahilim. Uzun araştırmalar sonucu oy verdiğim hükümetin dünyanın bir ucundaki karanlık bir diktatöre el altından silah sattığını ortaya çıkarabilirim ama bunu öğrenene kadar geçen süre içinde akşam yediğim yumurtaları yumurtlayan tavukların kaderi gibi çok daha elzem bilgileri Es geçiyor olabilirim.
Adalet
Tüm bunlar gerçekten de benim suçum mu? Cevap vermek kolay değil varlığım akıllara durgunluk verecek bir ekonomik ve siyasi ilişkiler ağına bağlı bulunduğu ve küresel nedensel bağlantılar bu denli Kördüğüm olduğu için bu yediğim şeyin kaynağı ne, giydiğim ayakkabıları kim yapmış, emeklilik fonumla ne işler çevriliyor, gibi en basit soruları bile cevaplamakta zorluk çekiyorum.
Reklam