Ana içeriğe geç Erich Maria Remarque. 4 Eylül 1939 Erich Maria Remarque: Derinlemesine 1933'te 30'dan fazla Alman üniversitesindeki Nazi öğrencileri, "Almanya'ya ait olmadığını" düşündükleri kitapları aramak için kütüphaneleri yağmaladılar. Ateşe attıkları edebi ve politik yazılar arasında Erich Maria Remarque'ın eserleri de vardı. Tamamlayıcı bölümü atla (okumaya devam et) Alıntı yap Paylaşmak Yazdır Etiketler kitap yakma yazarlar ihbar Erich Maria Remarque, 22 Haziran 1898'de Almanya'nın Osnabrück kentinde Erich Paul Remark adıyla doğdu. Özel Katolik okullarında eğitim aldı ve ardından Alman ordusuna alınana kadar devam ettiği bir öğretmen yetiştirme okuluna kaydoldu. Bu sırada kurgu yazmaya da başladı. 1. Dünya Savaşı I. Dünya Savaşı, Remarque'ın bir yazar olarak evriminde önemli bir rol oynadı. Kasım 1916'da Remarque, birkaç sınıf arkadaşıyla birlikte Alman ordusuna alındı. Bir askeri eğitim döneminden sonra birliği Batı Cephesi'ne gönderildi. Burada Belçika'nın Flanders kentindeki siper savaşına katıldı. Temmuz 1917'de İngilizlerin yoğun topçu saldırısı sırasında şarapnel parçalarıyla yaralandı. Uzun bir iyileşme döneminden sonra Ekim 1918'de aktif askerlik hizmetine geri çağrıldı. Kısa bir süre sonra, Almanya'nın imparatorluk hükümeti bir devrimle devrildi ve ülke bir cumhuriyet oldu. 11 Kasım 1918'de yeni hükümet, Müttefiklerle çatışmaları sona erdiren ateşkesi imzaladı. Remarque'ın bazı yoldaşlarını kaybetmesi de dahil olmak üzere savaş zamanı deneyimleri genç adam üzerinde güçlü bir etki bıraktı ve Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'a ilham kaynağı oldu . Osnabrück'e döndü ve eğitimini burada tamamladı. Daha sonra öğretmenliğe başladı, ancak kariyeri kısa sürdü. 1920'de bu mesleği bıraktı. Geçimini sağlamak için piyano dersleri verdi, orgcu olarak çalıştı ve
Beslen.me B.ilimi..
Bizim ülkemizde hastalar hekimleri beslenme uzmanı zannederler. Hastalara göre hekimler beslenme konusunda adeta bilgedirler. Oysa ülkemiz tıp fakültelerinde verilen onlarca ders arasında İngilizcede ‘Nutrition’’ olarak bilinen ‘’Beslenme Bilimi’’ okutulmamaktadır. Bu durum yurt dışında da aynen böyledir. Hem ABD’de ve hem de Avrupa’da tıp fakültelerinde profesyonel beslenme eğitimi verilmemektedir. Sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın en temel sorunlardan birisi de budur. Aslında hekimlik mesleği ‘’Nutrition’’ bilimine en yakın bilim dalıdır. Bir başka mesele de bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği meselesi. Endüstri halini almış ilaç firmalarının milyarlarca dolarlık kazanç elde etmek için nasıl yanlı çalışmalarla hekimleri manipüle ettiği ve akla mantığa sığmayacak basit promosyonlarla bile bunu başarabilmeleri ayrı bir tartışma konusu.. 2011 yılı verilerine göre ilaç endüstrisinin dünya genelindeki yıllık cirosu 880 milyar dolar iken günümüzde 1.5 trilyon dolar olması bekleniyor. Bütün bu karmaşık mekanizmalar; tıpkı düşüncenin parçalanması, aklın dağılması gibidir. Akıl var ama bir arada değil! Son 40 yıldır hastalıklar korkunç bir hızla artma eğilimi göstermektedir ve bunun nüfus artışıyla ilgisi yoktur artış yüzdesel oranlara dayanmaktadır.. Bu hastalıklar ve artışlar medeniyetin getirdiği modern yaşam hastalıklarıdır. Kutuplardaki Eskimolardan tutun da kan içen ölü hayvan eti yiyen Afrikadaki Masai’lere kadar izole toplumlarda bu medeniyet hastalıklarının hemen hemen hiçbirisi görülmediği gibi ortalama yaşam süreleri 100 yaşına dayanmaktadır. Bu hastalıklardan korunmanın Eskimoların veya Masai’lerin ırksal özelliğinden olmadığı artık kanıtlanmıştır.. Konuya dair literatüre TIMS (Tokelau Island Migration Study) olarak geçen çalışmayı inceleyebilirsiniz.. Biraz
beslenme bilimi
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
TIMS
TIMS (Tokelau Island Migration Study) Pasifik Okyanusunun tam ortasında, ana kıtalara binlerce mil uzaklarda Tokelau Adası vardır. Bu ada 1920’lerde Yeni Zelanda idaresine katıldığında, ada halkının başlıca beslenme biçimi; Hindistan cevizi yağı, balık, ada bitkileri, deniz kuşları ve kendi çiftlik hayvanlarından ibaretti. Yıllar içerisinde bu koloni adaları arasındaki denizcilik ulaşımı geliştirilir. Adaya haftada bir dev bir kargo gemisi gelir ve medeniyetin tüm nimetlerini ve tabii tuzaklarını da beraberinde getirir. Bundan sonra adada her zaman; un, şeker, margarin, çikolata, ilaç, yem vs. hiçbir şey eksik olmadı.. 1960’da ada nüfusunun artması üzerine, Yeni Zelanda hükümeti nüfusu seyreltmek amacıyla bir kampanya başlatarak; ada halkının yarıya yakınını Yeni Zelanda ya göç etmeye ikna etti. Aradan 10 yıl geçtikten sonra; halk sağlığı uzmanları bu iki gurup akrabayı karşılaştırmak için bir çalışma yaptı. Bu çalışma literatüre TIMS (Tokelau Island Migration Study) olarak geçer. Sonuç şöyledir; göç eden akrabalarda ada halkına göre medeniyet hastalıkları açısından (Diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, felç ..vs) sadece hafif bir artış saptandı. Yani o kargo gemisi sayesinde ana kara insanları (medeniyet insanları) arasında aman aman bir fark yoktu. Ancak 1979’da çok ilginç bir gelişme olur. Adaya her hafta kargo getiren gemi şirketi iflas eder ve bir yıla yakın bir süre kargodan mahrum kalan ada halkı adeta medeniyet besinlerinden izole oldu. Tabii ki besin kaynaklarını tüketmediklerinden ataları gibi; Hindistan cevizi yağı, balık, ada yeşillikleri ve kuşlarla beslenmeye geri döndüler. Bu zaman içerisinde hızla kilo verdiler. Tansiyon, şeker, kalp hastalığı oranlarında ve hastane başvurularında anlamlı ölçüde azalmalar saptandı. Tokelau deneyimi ve
beslenme bilimi
SOLO YÜRÜYÜŞE YASAK
Nepal , 1 Nisan 2023'te trekking kurallarında radikal bir değişiklik yaptı. Daha önce gezginler ülkede tek başına yürüyüş yapabilirken ,şimdi Nepal'in 12 milli parkı,Everest Ana Kampı, Annapurna ve Manuslu çevresi dahil altı koruma alanının rehbersiz gezilmesi yasaklandı.Bu alanlarda yürüyüş yapmak için alınması gereken Yürüyüşçü Bilgi Yönetim Sistemi ( TIMS ) kartı, yalnızca devlet onaylı bir trekking acentesi aracılığıyla rehber arayanlara verilecek .Peki , kurallar neden değişti ? Nepal Trekking Acenteleri Derneği CEO'su Ram Chandra Sedai, " Birinci amaç dağlık bölgelerde yürüyüş yapan ziyaretçilerin güvenliğini sağlamak " diyor . İkinci amaçsa yerel istihdam fırsatları yaratmak ,rehberlere daha iyi çalışma koşulları sağlamak.Nepalili rehberler kararı olumlu karşıladı.Sonuçta rehberler gezginlerin sağlığını gözetir , dağları ve patikaları bilir ,yerel dilleri anlar ve yürüşçüleri Himalayalar'ın kültürü ve mutfağıyla tanıştırabilir.Bununla birlikte tecrübeli yürüyüşçüler,rehber zorunluluğuna biraz mesafeli.Karşıt görüştekiler,daha iyi eğitimli rehberler yetiştirerek yürüyüşçüleri bir rehber tutmaya teşvik etmenin , deneyimleri ne olursa olsun tüm yürüyüşçüleri bir rehber tutmaya zorlamaktan daha iyi bir yaklaşım olacağını savunuyor . Yine de ülkede hâlâ rehbersiz yürünebilecek çok sayıda rota var .Yüzlerce kilometrelik daha alçak irtifa yürüyüş parkurları,solo yürüyüşçüler için hâlâ erişilebilir durumda .
Gezi
biraz da ciddi şeyler ilkokul kitapları ilkokul düzeyindeki öğrencilere uygun mu? müfredat yahut yeni adıyla öğretim programı sahiden de yanlış mı planlanmış? öğrencilerin, talebe olduğunu söyleyebilir miyiz? eğitim sistemini gece-gündüz eleştirmek neye dahil? eleştirenlerin gerçek bir isnadı var mı? pisa, tims, kanguru soruları bizim eğitim sistemimize uygun mu? kendimizi kıyas ettiğimiz ülkeler her zaman o testlerde pik yapmış ülkeler mi olmak zorunda? pozitif ilimlerden nasibini alabilmiş bir müfredatımız var mı? üniteden, öğrenme alanından ziyade bir şeylere mi odaklanmalıyız? yahut bütün mesele "müfredat" mı? bütün söyleyeceklerim, çok yarım çok eksik kalacağı için haliyle de tam bir cevap da içeremeyecek. bütün bu soruları da öğretim programlarını inceleyerek gideceğim, çünkü somut bir şeye tekabül etmesini istiyorum. havada asılı kalan tespitleri es geçmek niyetiyle. ilk konu: ilk okuma ve yazma öğretim programı evvela programı teoride sonra da pratikte incelemek lazım geliyor. 1924 ilkokul programında savti ya da sözcük yöntemlerinden biri öğretmene bırakılmış. 1926'da kelime ya da cümle çözümleme yöntemlerinden biri öğretmen tarafından seçilmiş. 1936'da cümleme çözümleme yöntemi esas olmak şartıyla bireşim yöntemi de kullanılabilmiş. 1948, 1968, 1981'de cümle çözümleme kullanılmış. -buna rağmen yine de program değişikliği gözüküyor, zira program yalnız bundan ibaret değil.- 2005'de ses temelli, bitişik eğik yazı zorunlu kılınmış; 2015'te buna devam edilmiş. 2018'de ses "esaslı" -temelli'den farklı- dik ya da bitişik eğik yazıyla yazılması serbestliği getirilmiş. 2019'da ses esaslı, tırnaksız dik temel harflerle yazılmış. bunlar önemli şeyler mi? çok çok önemli şeyler. analiz yöntemiyle öğrendim, şimdi kendi çocuğum olsa bambaşka bir yöntem olan ve henüz