Barış Müstecaplıoğlu tarafından FABSIAD GIO Ödülleri'nde En İyi Roman Ödülü'nü kazanan Sıcak Kafa'nın Tims & B Productions yapımıyla Netflix'te dizi olacağını duyurduğunu görünce konusunu merak edip okumak istedim. Betiği okuduktan sonra "İyi ki de en iyi roman ödülünü almış." dedim.
Tims & B Production, dizi yapımcılığını üstlendiği için Atiye gibi bir hayal kırıklığını yaşamayacağımızı ümit ediyorum. Atiye dizisi izledikten sonra betiği beğenen taraf oldum. Bakalım bunda dizi mi yoksa betik taraftarı mı olacağız? Betiği okurken Murat'ı Faruk Barman, Özgür'ü Anıl Tetik, Şule'yi Hazal Ergüçlü ve Yasemin'i de Farah Zeynep Abdullah yada Meryem Uzerli olarak düşledim. Diğer yanda bazen Murat'ı arkadaşım Yaşar Koçer olarak düşledim. Belki de Murat'ın olgunluğu ve bilgiçliği sayesinde öyle düşledim.
Betikteki sevişme sahnesinde kısmen düş kırıklığına uğradım. Keşke "aleti okşama ve aleti yerleştirdi" ibareleri kullanmadan anlatılsaydı çok güzel olurdu çünkü leb demeden leblebiyi anlayan bir ulusuz. Ayrıca sevişme, benim için duyguların dansı olarak bir anlam taşıyor. Kimileri için zevk nirvanası olarak ifade ediliyor. Yani bu durum görecelidir. Şule ve Murat'ın birlikteliği sansürlü olarak geçiştirmişti. Netflix dizisi olduğu için belki bu sahneleri de izleyebiliriz. Ot gibi bir dizi olarak sınalgılarda (televizyonlarda) izlemeyi yeğlemem.
Betik, distopik bilimkurgu olduğu için kalem, salgın karşısında Tevfik Uyar ve Hakan Bıçakçı gibi kişi psikolojisi temelli olarak salgınla mücadeleyi anlattığı için alışagelen distopik bilim kurgu eserlerin önüne geçmişti. Ayrıca salgının tedavisi olmadığı için bana Koronavirüsü ve Otizmi anımsattı. Kalem, konuşarak bulaşan bir delilik salgın olarak betimlemiş. Bir yanda salgın gibi durumlarda ülkemizin eksikliğini de dolaylı olarak