Öncelikle kitap: 14. yüzyılda İtalya'da bir manastırda geçen bir cinayeti araştırmaya gelen William ve Adso'nun cinayeti soruşturmaya başlamasıyla devam eden cinayetler zincirini konu alıyor. Olaylar cinayetleri sorgulamaya gelen sorgucu rahibin yardımcısı Adso'nun ağzından anlatılıyor. Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap diyemem. Çünkü Hristiyanlık öğretileri üzerinde fazlasıyla duran bir kitap. Birçok yerde Hristiyanlık ile ilgili bilgiler, rahipler arasındaki dini konuşmalar ve vaazlar, tarikatlar arası din çatışması gibi durumların geçmesi okuyucuyu biraz yavaşlatabilir. Örnek verilecek olursa, bir bölümde rahipler Hz. İsa'nın yoksul olup olmadığı üzerine sayfalarca tartışmaya girip, yoksulluğun mu yoksa zenginliğin mi daha erdemli olduğu üzerine vaazlar veriyorlar. Okuyan insanlar bu kısımlarda kitabı elinden bırakıp mola vermek isteyebilirler. -Bende öyle olmuştu- Fakat bu durumlar kitabın sürükleyiciliğinden bir şey eksiltmiyor. Olayların anlatılış şekli, gidişatı öylesine sunulmuş ki, bazen kendinizi cinayetleri çözmek için delil arayan rahibin yardımcısı Adso gibi hissedip cinayetler hakkında fikir yürütebilirsiniz. Bir de kitapta o kadar güzel betimlemeler var ki, manastırda bir hayalet gibi dolaşıyorsunuz.
Kurguya gelirsek Umberto Eco harika bir iş çıkarmış ortaya. Bazı kısımlar geliyor, buralarda kurgu, polisiye tarzda olmaktan çıkıyor, paranormal olayların yaşandığı gerilim ve korkunun evrenine geçmişsiniz hissiyatı veriyor.
O kadar cinayetin, olayların, çatışmanın sonunda cinayeti işleyen kişinin kendince haklı olduğu durumda siz, cinayetler bir hiç uğruna işlenmiş sonucuna varabilirsiniz. Eğer cinayeti işleyen kişinin bakış açısından bakarsanız yeterince haklı sebepler olabilir cinayetlerin işlenmesine. Son ters köşe edebilecek bir son.
Kitabı