Adını bile tam olarak bilmeyen bir kız çocuğunun başka bir şehre, başka bir hayata emanet edilişini anlatıyor. Okurken hızla akıp gidiyor; kısa ama iz bırakan bir yolculuk gibi. Kız çocuğu emanet edildiği evde zaman zaman üzülüyor, zaman zaman mutlu oluyor. Hayatın kendisi gibi
Bu evde öğrendiği en önemli şey ise sessizliğin de bir dil olduğu. Her duygunun, her düşüncenin mutlaka söylenmesi gerekmediğini; bazen susmanın, katlanmanın ve gözlemlemenin de hayata dair bir ders olduğunu fark ediyor. Kitap bende, büyümenin bazen konuşarak değil, sessizce kabullenerek gerçekleştiği hissini bıraktı.
Kitap ortalamanın çok üzerinde bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.