Sigaraya Övgü
7/10
·72 syf.··
2024 28. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2024 20:56
John Berger, Selçuk Demirel, Cevat Çapan isimlerini görünce bir çırpıda sepete eklediğim eserdir kendisi. John Berger'in "sigaraya övgü" tadında yazdığı satırlara, Selçuk Demirel'in müthiş çizimleri eşlik etmiş, Cevat Çapan da çevirmiş daha ne olsun. Kitabın yarısından fazlası resimden oluşuyor ve her sayfada sadece birkaç satır metin var. Yani bir oturuşta bitebilecek bir kitap. Fakat okunup geçilecek tarzda değil, yazarın ne anlatmak istediğini, neyi amaçladığını, neyi savunduğunu düşünüyorsunuz sürekli. Ayrıca Selçuk Demirel'in çizdiği resimlerde kaybolup gidiyorsunuz. Kitabın tek kötü yanı hemen bitmesi... John Berger sigarayı övergesine ve savunurcasına satırlar yazmış. Bunlar, kendisinin gerçek fikirleri mi yoksa ironi mi yapıyor, bunu sorgulatıyor gerçek anlamda. Sigara içerken birçok şey paylaştık, arkadaş dost olduk, hayallerimizden bahsettik, sosyalleştik, her yerde her koşulda içtik, sonra bir anda sigara içmek kötü bir durum gibi gösterildi, sigara içenler dışlandı, sigara lanetlendi fakat sigara dumanından daha tehlikeli durumlar var, karbon gazı dünyayı kirletti, firmalar araba egzozlarının zararsız olduğunu söyledi, bunlar sigara kadar tehlikeli ilan edilmedi, sigara bunların yanında masum kalır demek istiyor, John Berger. Haklı mı evet birçok kısımda haklı, geri kalanı tartışılır. Sonuçta düşünmek, dile getirmek bedava... Kitaptaki en ilginç ve dikkat çekici alıntılar şunlardı: Evvel zaman içinde erkekler, kadınlar ve (gizlice) çocuklar sigara içerlermiş. (s.8) Kül tablaları bir çeşit konukseverlik araçlarıydı. (s.27) Bu arada, sigarayı bırakamayan tiryakiler kapalı ve açık yerler kendilerine yasaklanınca, benzer gizli köşelere sığınmışlar ve kendileri gibi yasadışı insanlarla karşılaşıp mutlu olmuşlar. (s.52)
DumanJohn Berger · Yapı Kredi Yayınları · 2016216 okunma
Puan vermedi·245 syf.··
2014 152. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2014 22:36
Gazeteci yazar Ahmet RASİM'den Ramazan üzerine bir kitap : Ramazan Karşılaması ya da diğer ismiyle Ramazan Sohbetleri. Yazarın zaten bilinen gözlem gücünü burada somut bir halde, kitabın sayfaları arasında görebiliyoruz. Bu kez gözlem altına alınan bir ay, hem de onbir ayın sultanı olan Ramazan. İlginç olanı şu ki kitap günümüzden 70-80 yıl önce kaleme alınmış olmasına rağmen yine eski Ramazanlardan dem vuruyor. Bu da insanoğlunun değişmeyen bir yanı olsa gerek. Kitabın bütününe baktığımızda daha çok işlenen tiryakiler olmuş. İster sigara, pipo; isterse alkol olsun ele alınan tiryakilerin orucu nasıl yedikleri sanki ana tema yapılmış kitaba. Aslında başlarında Ramazan öncesi hazırlıklardan dem vurulmuş. Ayın nasıl bir heyecan dalgası ile karşılandığı işlenmiş. Yazarın arada fıkra nevinden komik olayları anlattığını da söylemeliyim. Mahyalar için de bir bölüm açılmış. Tabii Ramazan'dan bahsedilir de bayramdan bahsedilmez mi? Yazar bayramı da konu edinmiş. En son yazılar devrin Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanmış. Yazarın tanıklık ettiği ve kendinden yaşlı olanlardan da aldığı bilgilerle oluşturulmuş ve eski Ramazanlara ışık tutan bir eser.
Ramazan SohbetleriAhmet Rasim · Kapı Yayınları · 201151 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2019 18. kitabı
·
İçinden ilk dört deyimin özetini yüklüyorum buraya. Kitabın her okulda okutulması lazım. Gerçekten emek verilmiş bir eser. 211 deyimin tarihi hikâyesine değinilmiş. Genel kültür açısından çok faydalı olacaktır. 1. Abayı Yakmak Aba yünden yapılan kalın bir giyecektir. Genelde beyaz renklidir. Siyah olanına da kebe-kaba denir. Kalın olduğu için genelde kışın giyilir. Beyaz renkli olanını daha çok dervişler giymiştir. Bu deyim şöyle oluşmuş: Bir kış gecesinde dergahta toplanmış, mürşitlerini dinleyen dervişler ateş etrafında oturuyorlar. Mürşid anlattıkça anlatıyor ve dervişler kendilerinden geçiyorlar adeta. Bir ara bir dervişin abasına ateş sıçrıyor ve yanmaya başlıyor. Ancak dervişin içindeki ateş, dışındakinin sıcağını bastırmış durumda. Derviş ateşi hissetmiyor.  En son şeyh efendi durumu fark edince dervişi uyarıyor. Arkadaşları arasında mahcup olmasın diye gerçek hak aşığı diyor ona. Böylece abayı yakmak deyimleşiyor ve aşık olmak anlamına geliyor. 2. Adın Deftere Geçti Deyimin aslı "Anır eşeğim anır, adın deftere geçti"dir. Tanzimat zamanında ilk istatistikler yapılmaya başlanır. Ancak bunun ne demek olduğunu bilmeyen halka daha yumuşak yaklaşıp onların olay hakkında izlenim kazanmaları için önce hayvan sayımı yapılır. Köyün birinde sayım bittikten sonra bir köylü hiç durmadan anıran eşeğinin yanına gider. Tüm gün bu sayım yüzünden hiç iş yapamayan köylü bunun acısıyla durmadan anıran eşeğine, -Anır eşeğim anır, adın deftere geçti der. Bunun anlamı şudur. Hiç hak etmediği hâlde bir makam sahibi olan ve üst yetkiden konuşan kimseler basit bir başarı elde ettiğinde her yerde gereksizce övünür durur. Anır eşeğim anır, önemli bir kimse gibi  adın deftere yazıldı. Sen bağırmayacaksın da kim bağıracak? 3. Afyonu Patlatmak Eskiden tiryaki olan kişiler ramazan
1000Kitap
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,8bin okunma
7/10
·192 syf.··
2013 1. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2013 21:25
Kısa hikayeLer ve denemeLer tadında, tek soLukta okuyacağınız, aşkta kaybeden ve yaLnız birinden okuyacağınız bir kitap. KaLemine sağLık. "Aşk çay, karşıLığı şeker, tiryakiLer çayı şekersiz içer. Ve kıyısızLar karşıLıksız sever."
KıyısızlarKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20123,445 okunma